“Her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar.” diyor Peygamber Efendimiz, buluğ çağına erinceye kadar her çocuk Müslüman ‘dır. Ancak işler buluğ çağına erdikten sonra değişir; ailesi hangi dine mensupsa o onlardan olur genel olarak.
Bugün televizyon kanallarını, sosyal medyayı takip ettiğiniz zaman en çok gördüğümüz şey arayış içindeki insanlar ve onların mutlu olmak adına yaptıkları şeyler. İnsanlar şöhretlerinin zirvesine çıkıyorlar, istedikleri her şeyi yapabilecek kadar maddi imkana sahip oluyorlar fakat gene de huzuru ve mutluluğu bulamıyorlar ve sürekli arayışlar devam ediyor. Çünkü insanın fıtratından uzaklaştıkça savruluyor, “kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur” diyor Rabbimiz. O yüzden Allah’tan uzaklaşan insanların iç huzurlarını bulmaları ve istedikleri gibi huzurlu ve mutlu olmaları mümkün değil mutlaka bir yerlerde sürekli bir boşluk hissediyorlar. İşte o boşluğu doldurmak için türlü türlü yollara başvuruyor, yaratıkların en şereflisi olabilecekken, en aşağısı olma yolunda ilerliyorlar. Ruhlarını kaybetmiş insanlar, yokluk çukurunda devlenip duruyorlar çırpındıkça daha aşağı batıyorlar. Nefis ve şeytanın kol kola girmesi ile bundan daha fazla ne olabilir diye düşündüğümüz her şey gerçekleşiyor.
Çocukları ve gençleri artık aileleri değil ellerindeki telefonları ve izledikleri kanallar eğitiyor ve besliyor. Her gün kanalizasyon akan bir koyunun temiz olmasını bekleyebilir misiniz? Biz işte onu bekliyoruz. Hiçbir kutsal değerin ayıbın günahı olmadığı bir çağda yaşıyoruz ve gitgide her şey daha kötü oluyor. İnsanlara kızmak yerine onlara sunduğumuz platformları incelememiz gerekiyor. Ne üretiyoruz ki ne bekliyoruz. Ücretli platformları geçtik normal televizyon kanallarında bile artık ailece oturup seyredeceğimiz bir şey kalmadı. Sürekli zinayı, ahlaksızlığı, evlilik dışı ilişkileri özendirici yapımlar var, onlar yoksa da şiddet var.
Şunu bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; fıtratımız İslam ‘dır, onun dışında başvurduğumuz her şey bizi daha beter bataklığa sürükleyecek ve hiçbir zaman istediğimiz huzura ve mutluluğa bizi kavuşturamayacaktır. Mübarek aylara girdiğimiz şu günlerde bu güzel gecenin yüzü suyu hürmetine hepsi için dua edelim.


Platformları ve içerikleri kontrol etme noktasında çok geç kaldığımızı düşünüyorum. Sadece şikayet etmek yetmiyor, aileler olarak alternatif ve kaliteli içerikler üretmemiz veya bulmamız şart oldu.
Çok yerinde bir tespit olmuş, özellikle televizyon kanallarındaki yozlaşma beni çok endişelendiriyor. Kalplerin ancak Allah’ı anarak huzur bulacağı gerçeğini unuttuğumuz için toplumca bu haldeyiz.
Hocam peki sadece çevreyi ve medyayı suçlamak ne kadar doğru? Gençlerin kendi iradeleri ve sorgulama süreçleri bu fıtrat yolculuğunda nasıl bir rol oynuyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ne kadar güzel ifade etmişsiniz, içimizdeki o boşluğu dünya malıyla doldurmaya çalışmak gerçekten beyhude bir çaba. Rabbim fıtratımızdan ayırmasın, dualarınıza yürekten amin diyorum.
Yazınız için teşekkürler Hatice Hanım. Maalesef dijital dünyada çocuklarımızı korumak her geçen gün daha da zorlaşıyor, ailelerin bu konuda daha bilinçli olması gerekiyor.