Anlamadan bu ne ki ne
Berikine ötekine
Birden bire gök ekine
On ikiden vurdu Eylül.
Bunu baştan kurdu Eylül! …
Baş ucumda sehpa hazır;
Yönüm kıble, arşa nazır.
Neşter nasıl çıban kazır?
Öteleyip durdu Eylül.
On ikiden vurdu Eylül.
Kurban arttı günden güne.
Kilitlendik G gününe.
Yan vakitsiz öldüğüne!
Yürekleri burdu Eylül.
On ikiden vurdu Eylül.
Öfke kustu kafa tasım,
Hasım sandım, oldum Asım!
Kabardılar kasım kasım;
Avlanmanın kurd/u Eylül,
On ikiden vurdu Eylül…
Bir hâl oldu sol yanıma;
Sağım battı al kanıma.
Yatanıma, kalkanıma
Yapmacıktan kur/du Eylül…
On ikiden vurdu Eylül…
Milletimin güvencesi(!) ,
Dağıldı mı şir-pençesi?
Sanki bir Çin işkencesi;
Yordu, yordu… durdu Eylül.
On ikiden vurdu Eylül! …
Niğde değil, Bor’du Eylül!
Yürek yakan kordu Eylül!
Gelişinden zordu Eylül!
Bir de hesap sordu Eylül;
Rütbesi üst, or/du Eylül!
Kimi sandı nurdu Eylül.
Sonlanacak turdu Eylül.
Oysa habis urdu Eylül.
Yaktı bizi, yurdu Eylül!
On ikiden vurdu Eylül! …
Bahattin Karagöz

Eylül ayının bu kadar sert bir dille ele alınması ilginç bir bakış açısı sunmuş.
Ritim güzel akıyor ancak bazı kelime oyunları metnin akışını biraz kesmiş.
Yürekleri burdu Eylül mısrası günümüzün ruh halini çok iyi özetliyor.
Şiirdeki “Öfke kustu kafa tasım” dizesi gerçekten çok çarpıcı olmuş. Emeğinize sağlık.
Niğde değil Bor’du vurgusu yerel bir tat katmış ama anlamı biraz yormuş.