Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Haberin İçindekiler
- Çayeli Bakır, 322 Bin Dolarlık Ekonomik Değer!
- Çayeli Bakır’ın Yerel Kalkınma Modeli COP31’de Tanıtılacak
- COP31, Antalya’da 9-20 Kasım Tarihlerinde Düzenlenecek
- 12 Yılda Arıcılıkta Büyük Dönüşüm
- Arı Kolonisi Kayıpları Yüzde 5'in Altına İndirildi
- 296 Arıcı Eğitim Aldı, 68 Kadın Üretici Sertifikalandırıldı
- Arıcılık Ürünlerinin Ekonomik Değeri 322 Bin Dolara Ulaştı
- Bereketli Bahçeler Projesiyle Tarımsal Çeşitlilik Destekleniyor
- Çayeli’nin Yerel Deneyimi Uluslararası Platformda Gündeme Gelecek
Çayeli Bakır, 322 Bin Dolarlık Ekonomik Değer!
Çayeli Bakır İşletmeleri, Doğu Karadeniz’de hayata geçirdiği sürdürülebilir kalkınma projelerini uluslararası platforma taşımaya hazırlanıyor. Cengiz Holding’in COP31 paydaşları arasında yer almasıyla birlikte grup şirketlerinden Çayeli Bakır da Antalya’da düzenlenecek iklim zirvesinde bölgedeki çalışmalarını paylaşacak. Şirketin 2014 yılında başlattığı Arıcılığı Geliştirme Projesi ise elde ettiği sonuçlarla dikkat çekiyor.
Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Ali Can, şirketin sosyal sorumluluk, çevresel sürdürülebilirlik ve yerel kalkınma alanındaki çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Madencilik faaliyetlerini yalnızca ekonomik üretimle sınırlı görmediklerini belirten Can, faaliyet gösterdikleri bölgenin sosyal, ekonomik ve ekolojik gelişimine katkı sağlamayı öncelikleri arasında gördüklerini ifade etti.
Cengiz Holding bünyesinde edinilen deneyimlerin daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesine dikkat çeken Can, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in yerel ölçekte geliştirilen projeleri uluslararası kamuoyuyla paylaşmak açısından önemli bir fırsat olacağını söyledi.
Çayeli Bakır’ın Yerel Kalkınma Modeli COP31’de Tanıtılacak

Çayeli Bakır Genel Müdürü Ali Can, Cengiz Holding’in COP31’in paydaşlarından biri olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Cengiz Holding bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in paydaşlarından biri oldu. Biz de Cengiz Holding grup şirketi olarak COP31’de yer alarak, yerel ölçekte edindiğimiz deneyimleri daha geniş bir platformda paylaşma fırsatı yakalayacağız.”
Can, şirketin yerel kalkınma yaklaşımının bölge halkının ihtiyaçlarını dinlemek, geleneksel üretim modellerini desteklemek ve uzun vadeli ekonomik çözümler geliştirmek üzerine kurulduğunu vurguladı.
Toplum Danışma Kurulu toplantıları ve yerel üreticilerle kurulan ilişkilerin projelerin şekillenmesinde önemli rol oynadığını belirten Can, çalışmaların yalnızca ekonomik katkıyla değil, çevresel ve toplumsal sonuçlarıyla da değerlendirildiğini kaydetti.
COP31, Antalya’da 9-20 Kasım Tarihlerinde Düzenlenecek
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek.
Dünyanın farklı ülkelerinden devlet temsilcilerini, bilim insanlarını, özel sektör kuruluşlarını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma, çevresel dayanıklılık ve yeşil dönüşüm gibi başlıklar ele alınacak.
Çayeli Bakır’ın arıcılık ve tarımsal üretim alanındaki çalışmaları da biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığın artırılması ve sürdürülebilir geçim kaynaklarının desteklenmesi gibi küresel hedeflerle ilişkilendiriliyor.
12 Yılda Arıcılıkta Büyük Dönüşüm
Çayeli Bakır’ın bölgede yürüttüğü en dikkat çekici projelerden biri olan Arıcılığı Geliştirme Projesi, 2014 yılında hayata geçirildi.
Doğu Karadeniz’in doğal zenginliklerini korumak ve geleneksel arıcılık faaliyetlerini yeniden canlandırmak amacıyla başlatılan proje, zaman içerisinde kapsamını genişletti.
İlk aşamada arıcıların teknik bilgi eksikliğinden kaynaklanan koloni kayıplarının azaltılması hedeflendi. Daha sonraki süreçte ise yöreye özgü Kafkas arısının korunması, üreticilerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi, kadınların ekonomik hayata katılımının artırılması ve kooperatifleşme ön plana çıktı.
Şirketin paylaştığı verilere göre proje, zaman içerisinde üreticilerin kendi ekonomik faaliyetlerini sürdürebildiği bir modele dönüştü.

Arı Kolonisi Kayıpları Yüzde 5’in Altına İndirildi
Projenin en önemli sonuçlarından biri, arı kolonilerindeki kayıp oranının ciddi ölçüde azaltılması oldu.
Genel Müdür Ali Can’ın paylaştığı bilgilere göre başlangıçta teknik yetersizlikler nedeniyle yüzde 50’nin üzerinde seyreden koloni kayıpları, verilen eğitimler ve sağlanan teknik desteklerle yüzde 5’in altına düşürüldü.
Projenin üretim rakamlarına yansıyan sonuçları da dikkat çekti:
-
2014 yılında 310 kovanla başlayan destek süreci, 2015 yılında 1.110 koloniye ulaştı.
-
Koloni varlığı uzun yıllardır 1.000’in üzerinde korundu.
-
Proje öncesinde yaklaşık 2,5 ton olan yıllık bal üretimi 8 tonun üzerine çıktı.
-
2017 yılında üreticilerin kooperatifleşmesi desteklendi.
-
Balın yanı sıra ana arı, propolis, polen ve arı keki gibi katma değerli ürünlerin üretimine geçildi.
Bu gelişmeler, bölgede arıcılığın yalnızca geleneksel bir üretim faaliyeti olmaktan çıkarak daha sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüşmesine katkı sağladı.
296 Arıcı Eğitim Aldı, 68 Kadın Üretici Sertifikalandırıldı
Projenin sosyal kalkınma boyutunda eğitim ve kadınların üretime katılımı da önemli yer tuttu.
Halk Eğitim Merkezi koordinasyonunda gerçekleştirilen eğitim programları kapsamında toplam 296 arıcı eğitim alarak sertifikalandırıldı. Bu kişilerin 68’ini kadın üreticiler oluşturdu.
Üreticilere verilen teknik eğitimlerin yanı sıra arıcılıkta verimliliğin artırılması, doğru üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve yöresel ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi hedeflendi.
Şirket, özellikle bölgenin genetik zenginliklerinden biri olan Kafkas ırkı ana arı üretimine yönelik çalışmalara da ağırlık verdi. Bu kapsamda üreticilere teknik eğitim, malzeme ve üretim alanı desteği sağlandı.
Arıcılık Ürünlerinin Ekonomik Değeri 322 Bin Dolara Ulaştı
Projenin ekonomik sonuçları da bölge açısından önemli bir tablo ortaya koydu.
Ali Can’ın açıkladığı 2025 yılı verilerine göre, bölgedeki arıcıların ürettiği ürünlerin toplam ekonomik değeri 322 bin ABD dolarına ulaştı.
Bu rakam, projenin yalnızca bal üretimini artırmakla sınırlı kalmadığını; ana arı, polen, propolis ve diğer arı ürünleriyle üreticilere yeni gelir alanları oluşturduğunu gösteriyor.
Çayeli Bakır’ın resmî proje bilgilerinde de arıcılık faaliyetlerinin kooperatifleşme, teknik destek ve ürün çeşitliliğiyle güçlendirildiği belirtiliyor.

Bereketli Bahçeler Projesiyle Tarımsal Çeşitlilik Destekleniyor
Çayeli Bakır’ın yerel kalkınma çalışmaları arıcılıkla sınırlı değil. Şirket, Bereketli Bahçeler Projesi kapsamında bölgedeki tarımsal üretimin çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar da yürütüyor.
Genel Müdür Ali Can’ın paylaştığı bilgilere göre proje çerçevesinde yöre kadınlarıyla birlikte yaklaşık 15 bin çay fidanının yetiştirilmesine katkı sağlandı.
Bunun yanında likapa, limon, mandalina, karayemiş ve kestane gibi farklı meyve türlerinden yaklaşık 2 bin 500 ağacın dikimi gerçekleştirildi.
Rize İl Tarım Müdürlüğü uzmanlarıyla iş birliği içerisinde budama ve aşılama eğitimleri de düzenlendi. Üç mahalleden yaklaşık 30 kişinin katıldığı eğitimlerle üreticilerin tarımsal bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi amaçlandı.
Çayeli’nin Yerel Deneyimi Uluslararası Platformda Gündeme Gelecek
Çayeli Bakır İşletmeleri’nin COP31 kapsamında paylaşmayı hedeflediği çalışmalar, yerel üretimin güçlendirilmesi ile çevresel sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması açısından önem taşıyor.
Özellikle 12 yıldır devam eden arıcılık projesinin koloni kayıplarını azaltması, bal üretimini artırması, kadın üreticileri desteklemesi ve kooperatifleşmeye katkı sağlaması, bölgesel kalkınma açısından öne çıkan sonuçlar arasında bulunuyor.
Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek COP31’de Çayeli Bakır’ın bu deneyimleri nasıl aktaracağı ve yerel kalkınma projelerinin uluslararası sürdürülebilirlik gündeminde nasıl değerlendirileceği merakla bekleniyor.
Çayeli’de başlayan arıcılık ve tarımsal üretim çalışmaları, elde edilen ekonomik ve sosyal çıktılarla Doğu Karadeniz’in yerel kalkınma potansiyelini uluslararası gündeme taşıyacak önemli örnekler arasında yer alıyor.
