Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Okulundan içeri alınmayan bu çocukları görünce, yıllar önce yaşadıklarımı hatırladım; yaşadığım, yaşatılan travmaları.
Ben o zaman 28 yaşındaydım ama o kadar zordu ki yaşadıklarım, atlatmam uzun yıllarımı aldı. Beni 39 kiloya düşürmüş, yemekten içmekten kesmiş, uykuyu gözlerime haram etmişti. O yüzden bu çocuklara daha bir üzülüyorum.
Vicdanların Şubat Tatili kitabımı okuyanlar hatırlarlar; o zaman kendime en çok sorduğum soru “Neden’” di… NEDEN, NEDEN, NEDEN?
Gece gündüz kendime sorduğum bu sorunun cevabını o gün bugündür hala daha bulabilmiş değilim açıkçası.
Yıllarca ülkemde uygulanan bu politikaların hiç kimseye bilinen bir faydası olmadı ne halkına yaradı ne de siyasetçisine; daha çok ideolojik ayrımcılığa, daha fazla kutuplaşmaya ve insanların birbirlerinden kopmasına sebep oldu.
O gün o zulümleri uygulama emri verenlerin pek çoğu, bugün kara toprağın altında, zerreden kürreye her şeyin hesabının görüleceği o büyük hesap gününü bekliyorlar. Biz ise çok şükür ki hala görevimizin başındayız. O gün de tek derdim küçücük gönüllere dokunabilmek, hayatlarına yön verebilmekti, bugün de. O gün aynı. Öğrencilerim dürüst faziletli, adaletli, vefalı… insanlar yetiştirme derdindeyim, bugün de derdim aynı. Öğrencilerim, geçmişte olduğu gibi bugün de has bahçemin nadide çiçekleri olmaya devam ediyor. Peki beni o bahçeden mahrum etmek isteyenlerin eline ne geçecekti? Hiçbir şey, koskocaman HİÇBİR ŞEY. İşte bugün Azerbaycan’da bu çocukların eğitimine set çekenlerin elinde de bu işten döndüklerinde, havanda dövdükleri sudan başka hiçbir şey kalmayacaktır.
Filistin- İsrail savaşında safını Yahudi’den yana kullanan Azerbaycan, bugün ağlattığı bu küçücük çocukların ahıyla elbette ki Birgün yüzleşecektir. Rabbimiz onların ahını yerde bırakmayacaktır.
Sahi bu işten kim kazançlı çıkacak, ne hedefleniyor? Başörtüsü yasağının gerekçesi ne ve bu işe kimler seviniyor? Çok garip değil mi?

Geçmişte ülkemizde çekilen sıkıntıların bugün Azerbaycan’da tekrarlanması gerçekten çok üzücü. Küçücük çocukların eğitim hakkının engellenmesine anlam veremiyorum.
Yazınızdaki Vicdanların Şubat Tatili kitabınızda anlattığınız o zor günleri hatırladım. Yaşanan bu ayrımcılığın kimseye fayda sağlamadığı tespitinize tamamen katılıyorum.
28 yaşında yaşadığınız travmaları 39 kiloya düşecek kadar ağır atlatmış olmanız çok sarsıcı. Ben de bu yasakların mantığını bir türlü çözemeyenlerdenim.
Öğrencilerinizi has bahçenizin nadide çiçekleri olarak tanımlamanız çok güzel bir ifade. Acaba bu yasakların arkasındaki asıl hedef nedir?
Yazının sonunda sorduğunuz soru çok düşündürücü; gerçekten bu işten kim kazançlı çıkıyor? Siyasetçilerin bu tür ideolojik kararlar alması toplumu sadece kutuplaştırıyor.