Hatice KESTIOGLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hal-İ Pür-Melalimiz

Hal-İ Pür-Melalimiz

Hatice KESTIOGLU - Köşe Yazıları
Hatice KESTIOGLU - Köşe Yazıları
service
4
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayretle müşahede ettiğin bir durum var: Ortaokuldaki çocukların çoğu temel dini bilgilerden yoksunlar; matematiğin fenin, İngilizcenin, Türkçenin en ince ayrıntılarını bilen çocuklar İslam’ın temel kavramlarından haberdar değiller. İslam’ın ve imanın şartlarını doğru düzgün söyleyemiyor, Kelime-i tevhid ve Kelime-i şehadet in ne demek olduğunu bilmiyorlar.

Mezheplerden haberleri yok, hangi mezhebe inandıklarından bihaberler. Peygamberimizle ilgili de pek çok şeyi hiç duymamışlar.

Anne babaların ilk görevlerinden biri çocuğu doğduğu zaman ona güzel bir isim vermektir, sonra da zamanı geldikçe İslam’la ilgili temel kavramları ona öğretmek anne babanın sorumluluğudur. Bunlar ilk etapta ailede öğrenilir, okullarda pekiştirilip geliştirilir, Ayrıca bu görevi üstlendiğimizde zaman zaman velilerden kendi işimizi yapmamız yönünde tepkiler de almaktayız. Mesela konularımız içinde yer alan İslam Tarihi bölümünde Peygamberimizle ilgili detaylı anlatım yaptığım için bir velimiz çok tepki göstermişti, sadece kitaptaki konuları anlatıp geçmemiz gerektiğinden bahsetmişti.

Zaman zaman kendi dersimde laf lafı açtığı zaman çocukların çok basit sorular sorduğuna tanık oluyorum, gerçekten çok şaşırıyorum. Anlıyorum ki evlerinde hiç bunlardan bahsedilmiyor, muhtemeldir ki anne babaların bazıları da konulara vakıf değil. Oysa bugün kendimizi geliştirebileceğimiz ve öğrenebileceğimiz çok fazla mecra var, bugün öğrenmemenin artık hiçbir bahanesi yoktur.

İslam, sanki bazı kesimlerin bilip yaşayacağı bir din gibi algılanıyor, evdeki bütün konuşmalar ailenin ideolojik yapısına göre şekilleniyor; dünyayla ilgili her şeyi öğretilmeye çalışırken asıl öğretilmesi gerekenler ne yazık ki es geçiliyor, öğretilmiyor ya da bu konuda ısrarcı olunmuyor.

Son yıllarda çok daha fazla artmış olmakla beraber her zaman gördüğümüz şey şudur: Bazı öğrencilerimizin hiçbir kuralı yok, hiçbir “değer” i yok, ayıp ve günah kavramlarından habersizler; topluluk içinde nasıl davranılacağını bilmiyorlar, nelerin konuşulup nelerin konuşulmayacağını da gene hakeza bilmiyorlar; her şeyin her yerde söylenebileceğini zannediyorlar, istedikleri gibi davranabileceklerini düşünüyorlar, çünkü onlara küçüklüklerinden beri büyük çoğunlukla sınır çizilmemiş, nasıl davranılacağı öğretilmemiştir veya öğrenmesi için fazla ısrarcı olunmamış, nasıl olsa öğrenir diye zamana bırakılmıştır. Oysa bizim öğretmediğimiz her bilgi bir boşluk meydana getirir ve o boşluğu başka şeylerle doldurma ihtiyacı hasıl olur. Bugün ne yazık ki çocukların ve gençlerin büyük çoğunluğunu internet eğitiyor ve büyütüyor. Bütün değerleri (!) oradan öğreniyorlar.

Ebeveynler olarak hangi işi yapıyor olursak olalım ilk işimiz çocuklarımızı eğitmektir, bilmeleri gereken şeyleri öğretmektir.

Eğitim ailede başla, bu her zaman böyle olmuştur bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Bazı değerlerimiz vardır ki, süreklilik arz eder, birkaç kez söylemekle olacak bir şey değildir; her zaman söylenmesi gerekir ama öncelikle tabii ki uygulanması da gerekir.

Genç nesillerin içinde kopan fırtınaların aslında sebeplerinden en önemlisi manevi değerlerin es geçilerek sürekli başka şeylerden bahsedilmesi, çocuklara yeni hedefler belirlenirken; dinin, ahlakın, erdemin ve değer yargılarının vs ikinci hatta üçüncü plana itilmesidir.

Hangi görüşe mensup olursak olalım, çocuklarımıza temel dini bilgileri ve değerleri öğretmek zorundayız bu anne babanın en büyük sorumluluğu ve görevidir, bunun hiçbir kaçarı yoktur. Belli bir ömür için onlara gösterdiğimiz yolun ebedi bir alem için olmaması ve eksik kalması büyük bir haksızlıktır. Yarın öbür gün o çocukların olumlu veya olumsuz olarak yapacakları her şey öncelikle ebeveynlerinden sorulacaktır.

Biz dinimizi doğru düzgün anlayıp anlatmazsak bu eksiklik daha sonra yalan yanlış bilgilerle doldurulacaktır ve bugün ne yazık ki örneğini çokça gördüğümüz gibi yeni din anlayışı kimseye huzur vermeyen içi boş bir dine dönüşecektir.

Hatice KESTİOĞLU

Hal-İ Pür-Melalimiz
4

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

4 Yorum

  1. 2 Nisan 2026, 07:21

    Tespitleriniz gerçekten çok yerinde, Hatice Hanım. Maalesef çocuklarımızın sadece akademik başarısına odaklanırken manevi değerlerimizi ve ahlaki sınırları ihmal ediyoruz.

  2. 13 Nisan 2026, 07:25

    Okullarda biz de benzer gözlemler yapıyoruz, değerler eğitimi sadece kitaplarda kalmamalı. Ancak günümüz şartlarında ailelerin yoğun çalışma temposu da bu eğitim sürecini sekteye uğratan önemli bir faktör.

  3. 15 Nisan 2026, 07:25

    Yazınızdaki tespitlere katılmakla beraber, çocukların bu kadar yoğun bir akademik müfredat altında ezilmesini de göz önünde bulundurmalı mıyız? Acaba sorun sadece dini bilgi eksikliği mi yoksa çocukların genel olarak her türlü değer yargısından uzaklaşması mı?

  4. 23 Nisan 2026, 07:25

    Çok haklı bir yazı olmuş, kaleminize sağlık Hatice Hanım. Ailede verilmeyen temel değerler maalesef okulda tek başına yeterli olmuyor; önce biz ebeveynler olarak yaşantımızla örnek olmalıyız.

Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Rize Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.