Haberin İçindekiler
Abdülmalik Safi’den Kültürel Miras Yolculuğu
Abdülmalik Safi, çocuk yaşlarda halasını izleyerek öğrendiği Hemşin çorabı örme geleneğini yaklaşık 20 yıldır sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanına layık görülen Safi, Anadolu’nun köklü el sanatlarından biri olan Hemşin çorabını farklı şehirlerde tanıtarak motiflerin ardındaki kültürel hikâyeleri gelecek kuşaklara aktarıyor.

Halasının Yanında Gizlice Öğrendiği Sanatı Mesleğe Dönüştürdü
Abdülmalik Safi’nin Hemşin çorabıyla tanışması çocukluk yıllarına dayanıyor. Halasının günlük işlerini yaparken türkü söyleyerek çorap örmesini ilgiyle izleyen Safi, çevresindeki “Erkek çocuğu örgü örer mi?” anlayışına rağmen bu sanata merak duydu.
Başlangıçta halasından gizlice örmeyi öğrenmeye çalışan Safi, ilmek atmayı ve çorabın farklı bölümlerini zamanla kendi çabasıyla geliştirdi. Ördüğü çorapları söküp yeniden yaparak deneyim kazanan Safi, yıllar içinde bu geleneğin önemli temsilcilerinden biri haline geldi.
Üniversitede tarih eğitimi alan, ardından geleneksel el sanatları üzerine de öğrenim gören Safi, el becerisini araştırmacı kimliğiyle birleştirerek Hemşin çorabının geçmişini ve kültürel değerini incelemeye başladı.

Hemşin Çorabı, Rize’nin Kültürel Kimliğini Yansıtıyor
Rize’nin özellikle Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleriyle özdeşleşen Hemşin çorabı, geleneksel el sanatlarının dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor. Genellikle koyun yünü ve keçi kılından elde edilen iplerle beş şiş kullanılarak örülen çoraplar, kendine özgü desenleri ve renkleriyle öne çıkıyor.
Kırmızı, mavi, yeşil ve beyaz gibi renklerin öne çıktığı çoraplarda doğadan ve geleneksel Anadolu kültüründen esinlenen motifler kullanılıyor. Kiraz çiçeği, çay yolu, papatya, koçboynuzu ve yarım gelin yanağı gibi desenler, bu el sanatının zenginliğini ortaya koyuyor.
Hemşin çorabı, 9 Ağustos 2021 tarihinde mahreç işaretiyle coğrafi işaret tescili de aldı. Böylece ürünün belirli bir yöreyle özdeşleşen üretim geleneği ve ayırt edici özellikleri resmî olarak koruma altına alındı.
Motifler, Geçmişin Yaşam Hikâyelerini Anlatıyor
Safi’nin çalışmalarında en çok önem verdiği konuların başında, çorapların üzerindeki motiflerin anlamlarını ortaya çıkarmak geliyor. Yörede çorap ören kadınlarla bir araya gelen Safi, desenlerin nasıl oluşturulduğunu, hangi amaçlarla kullanıldığını ve geçmişte insanların yaşamıyla nasıl ilişkilendirildiğini araştırdı.
Safi’ye göre geleneksel giysiler, geçmişte yalnızca örtünme ve korunma amacı taşımıyordu. Renkler ve desenler, kişinin yaşam tarzına ve toplumsal konumuna ilişkin mesajlar da verebiliyordu.
Çorap motiflerinin bu yönünü gelecek kuşaklara anlatmak isteyen Safi, her desenin taşıdığı kültürel birikimin unutulmaması gerektiğini düşünüyor. Ona göre Hemşin çorabı, geçmişten günümüze uzanan ve yeniden keşfedilmeyi bekleyen bir kültür dili niteliği taşıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Önemli Unvan
Yaklaşık 20 yıldır Hemşin çorabı ören Abdülmalik Safi, beş yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanını aldı.
Bu unvanla birlikte geleneksel el sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdüren Safi, farklı şehirlerde düzenlenen etkinliklere katılıyor. Ankara’daki Altınköy Açık Hava Müzesi’nde de stant açan Safi, kendi ördüğü çorapları ziyaretçilere tanıtarak motiflerin hikâyelerini anlatıyor.
Safi’nin amacı, yalnızca el emeği ürünleri sergilemek değil, bu sanatın arkasındaki tarihsel ve kültürel birikimi de görünür kılmak.

“Önce Kendi İnsanımıza Tanıtmak İstiyoruz”
Örgü örmeye başladığı ilk yıllarda çevresinden şaşkınlık ve eleştiriyle karşılaştığını anlatan Safi, zaman içinde bu tepkilerin yerini takdire bıraktığını belirtiyor. İnsanların başlangıçta yadırgadığı uğraşının, bugün merak uyandıran bir kültürel çalışmaya dönüştüğünü ifade ediyor.
Safi, Hemşin çorabını dünya çapında tanıtmayı hedeflese de önceliğinin kendi kültürüne sahip çıkmak olduğunu vurguluyor. Günlük yaşamın yoğunluğu nedeniyle insanların geleneksel değerlerden uzaklaşabildiğine dikkat çeken Safi, bu sanatın yeniden hayatın doğal bir parçası haline gelmesini istiyor.
Çocukken halasını izleyerek başladığı yolculuğu bugün kültürel mirasın korunması için sürdüren Safi, Hemşin çorabını ilmek ilmek örerken yalnızca bir el sanatını değil, geçmişin izlerini ve yöresel kimliği de yaşatmaya çalışıyor.
Abdülmalik Bey’in çocukken çevresindeki önyargılara rağmen gizlice örgü öğrenmesi gerçekten çok etkileyici. Üniversitede tarih eğitimi alıp bu kültürel mirası araştırmacı kimliğiyle yaşatması da işine ayrı bir değer katmış.
Abdülmalik Bey’in çocukken çevresindeki önyargılara kulak asmayıp bu sanatı öğrenmesi gerçekten çok ilham verici. Yarım gelin yanağı deseninin hikayesini de ayrıca merak ettim.