Çayeli Müftüsü Nizamettin Keskin, Ramazan ayı dolayısıyla kaleme aldığı “Ramazan, Cami ve Hayat” başlıklı makalesi.
İslam medeniyeti, üç ana kavram etrafında şekillenmiştir: Zaman, mekan ve hayat. Zamanın bereketi, mekânın kutsallığı ve hayatın anlamı…
Bu üç kavramın en güzel şekilde tecessüm ettiği zaman dilimi Ramazan ayıdır, mekân ise camidir. Mübarek üç ayların sonuncusu ve on bir ayın sultanı olan Ramazan, ilahî rahmetin yeryüzünü kuşattığı; cami, müminlerin kalplerinin birbirine kenetlendiği; hayat ise bu iki kutlu nimetin anlam kazandığı zemindir. Bu yazıda ayet ve hadislerin ışığında Ramazan, cami ve hayat arasındaki kopmaz bağı ele alacağız.
Ramazan, sadece takvim yapraklarında ibaret bir ay değil müminler için ilahî bir eğitim kampıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu mübarek ayın fazileti şöyle anlatılır: “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin…” (Bakara 2/185)
Bu ayette dikkat çeken en önemli husus, Ramazan’ın Kur’an ayı oluşudur. İlahî kelamın inmeye başladığı bu ayda müminler de Kur’an’la buluşmanın manevi hazzını yaşarlar. Ramazan’ı diğer aylardan ayıran en temel özellik, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda nazil olmaya başlamış olmasıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifte Ramazan’ın günlere taksim edilen rahmetini şöyle ifade eder: “Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur.” Bu hadis bize Ramazan’ı bir bütün olarak değerlendirmemiz gerektiğini hatırlatır. Oruçlu kişinin sadece yeme ve içmeden değil tüm kötülüklerden uzak durması gerektiğini ise şu hadis açıkça belirtir: “Oruç bir kalkandır. Biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet birisi ona söver ya da çatarsa, ‘Ben oruçluyum’ desin.” Ramazan ayı öyle feyizli ve bereketlidir ki bu ayda yapılan ibadetlerin sevabı kat kat artar. Nitekim bir kutsi hadiste Yüce Allah şöyle buyurur: “İnsanın oruç hariç her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.”
Cami, İslam şehrinin kalbidir. Müminleri bir araya getiren, aralarındaki kardeşlik bağlarını güçlendiren, ilim ve ibadetin iç içe geçtiği kutlu mekânlardır. İnsanın kalbi ne ise şehir için cami de odur. Kur’an-ı Kerim’de camilerin imarı ve önemi şu ayetle vurgulanır: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” (Tevbe 9/18) Bu ayet, cami imarının sadece fiziksel bir inşa olmadığını, aynı zamanda manevi bir inşa olduğunu gösterir. Camiyi imar edenler, aslında kendi kalplerini de imar ederler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) cami yaptırmanın faziletiyle ilgili şu müjdeyi verir: “Her kim Allah rızası için bir mescit yaparsa, Allah da ona Cennet’te onun gibi bir ev yapar.” Bu hadis, sadaka-i cariyenin en güzel örneklerinden birini teşkil eder. Bir cami yaptıran kişi, kıyamete kadar orada kılınan namazlardan, okunan Kur’an’lardan, yapılan zikirlerden sevap kazanmaya devam eder.
Camiler sadece namaz kılınan yerler değil aynı zamanda ilim öğrenilen mekânlardır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mescitte ashabına ders verir, onların sorularını cevaplar, sorunlarını dinlerdi. Hz. Enes’ten (r.a) nakledilen bir hadiste bu durum şöyle anlatılır: “Nebî (s.a.v) mescide girmişti. İki direk arasına uzatılmış bir ip gözüne ilişti. ‘Bu ip nedir?’ diye sordu. Sahâbîler: ‘Bu Zeynep Binti Cahş’a ait bir iptir. Namazda ayakta durmaktan yorulunca ona tutunuyor’ dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: ‘Onu hemen çözünüz. Sizden biriniz canlı ve istekli olunca nâfile namaz kılsın, yorgunluk ve gevşeklik hissettiği zaman ise yatıp uyusun’ buyurdu.” Bu hadis, camide ibadetin nasıl bir şuur ve istekle yapılması gerektiğine dair önemli bir mesaj içerir.
Hayat, Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimettir. Kur’an-ı Kerim’de hayatın anlamı ve değeri ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. Hayatın sadece dünya ile sınırlı olmadığını, asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu şu ayet açıkça ifade eder: “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En‘âm 6/32) Peygamber Efendimiz (s.a.v) de hayatı anlamlandıran temel değerleri Cibril hadisinde şöyle özetler: “İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâbe’yi ziyâret (hac) etmendir…” İman, İslam ve ihsan kavramlarını birleştiren bu hadis, hayatın bütüncül bir anlayışla yaşanması gerektiğini gösterir. Özellikle ihsan kavramı, hayatın her anını kuşatan bir bilinç halini ifade eder. İhsân, Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmektir. Biz O’nu görmüyorsak da O bizi mutlaka görüyor.
Ramazan, cami ve hayat arasında güçlü bir bağ vardır. Ramazan ayında camiler, omuz omuza saf tutan müminlerle dolar, teravih namazlarıyla coşar, Kur’an tilavetleriyle şenlenir. Bu durum, hayatın anlamını idrak eden müminler için büyük bir fırsattır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Ramazan’da camilerde teravih namazı kılmanın faziletini şöyle ifade eder: “Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan umarak Teravih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.”
Ramazan ayında camilerde okunan Kur’an ve yapılan ibadetler, müminlerin hayatına yön verir. Nitekim bir hadiste: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Ramazan ayının sonunda idrak edilen Kadir Gecesi ise bu üç kavramın birleştiği en anlamlı zaman dilimidir. Kur’an’da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen bu gece , camilerde ihya edilir ve müminlerin hayatında silinmez izler bırakır.
Sonuç olarak Ramazan, cami ve hayat… Birbirini tamamlayan, birbirine anlam katan üç kutlu kavram. Ramazan, oruçla terbiye edilen nefislerin, Kur’an’la aydınlanan kalplerin mevsimidir. Cami, bu terbiye ve aydınlanmanın topluca yaşandığı, müminlerin birbirleriyle kardeşlik bağlarını güçlendirdiği kutsal mekândır. Hayat ise Ramazan’da kazandığımız manevi değerleri yaşatacağımız, camilerde öğrendiğimiz ilahî mesajları uygulayacağımız en değerli sermayedir. Mümin, Ramazan’da oruçla, namazla, zekâtla, sadakayla, Kur’an’la, dua ve zikirle donanır. Camide bu donanımı topluca sergiler ve hayatında bu donanımın gereğini yerine getirir. Bu üç kavram arasındaki dengeyi kuran mümin, dünya ve ahiret saadetine ermiş olur.
Yüce Rabbimiz bizleri Ramazan’ın rahmetine, mağfiretine ve cehennemden kurtuluş müjdesine erenlerden, camileri imar eden ve onlardan en güzel şekilde istifade edenlerden eylesin. Hayatı Kur’an ve Sünnet çizgisinde sona erdirebilenlerden eylesin.
Âmin.




