Kendi kendime sorup da bir türlü cevabını bulamadığım bazı sorular var? Bazıları birbirileriyle ilgili, bazıları ise tamamen farklı alanlarda.
İlk ve en önemli sorum şu : Çevreniz ateş çemberi içerisindeyken, bir gün sıranın bize geleceği çok aşikarken, niçin basit şeylerle birbirimizi yıpratıyor, aramızdaki ayrık otları temizlemek dururken sürekli yenilerini ekliyoruz?
Yaklaşık 200 yıldır tartışmalardan hiçbir sonuç çıkmamışken, hiçbir taraf kazanmamışken neden aynı yollardan geçip farklı yerlere varacağımızı ümit ediyoruz? Gücümüzü adeta havanda su döverek harcamanın anlamı ne? Bundan kim çıkar sağlıyor çünkü tartışan, birbirini eleştiren, birbirini kınayan ve hatta bazen aşağılayan tarafların hiçbirinin şimdiye kadar bir kazancı olmamıştır.
Gerek yaşadığımız coğrafya , gerekse toplumsal yapımız karıştırılmaya ve ne yazık ki ayrıştırılılmaya çok müsaittir; düşmanlarımız da bunu bildiği için yıllardır bu yaraları deşmeye devam etmekte ve kabuk bağlamasına izin vermemektedir.
İktidarların ve dönemlerin hassasiyetlerine göre düşmanımız kendilerine yol çizmekte; bazen sağ-sol, bazen Türk-Kürt, bazen Alevi-Sünni bazen de laik-antilaik argümanlarını kullanarak birlik ve bütünlüğümüzü bozma gayretini sürdürmektedir. Burada önemli olan nokta bizim nerede durduğumuz ve amacın ne olduğunu anlayıp anlamadığımızdır. Hedeflerini ve amaçlarını anlamadığımız zaman nelerin başımıza getirildiğini çok iyi biliyoruz.
Bence şu an en büyük problemimiz, karşıt fikirlere saygı ve hoşgörü konusunda sıkıntılarımızın olmasıdır. Bütün görüşleri ve davranışları ideolojilerimizle veya siyasi görüşlerimizle karıştırarak sunma gayreti içerisindeyiz. Oy kullanacak yaşa gelen herkesin elbetteki bir siyasi görüşü olur, olmalıdır da zaten ama bu demek değildir ki memlekette meydana gelen her şeyi siyasete bağlayarak yorumlayacağız.
Kafama takılan önemli sorulardan biri de şudur: Müslümanlık deyince mangalda kül bırakmayanlar, söz konusu İslamla, Müslümanlıkla ilgili bazı uygulamalar olunca niçin o kadar itiraz ederler? Mesela gençlerimiz uyuşturucu batağına düşerken, kolay para kazanmak uğruna türlü türlü oyunların hedefi olurken, pek çok kötü alışkanlıklara da duçar olurken sessiz kalanlar ve yorum yapmayanlar neden maneviyat söz konusu olduğunda sürekli yorum yapma gereği duyarlar? Ruhları aç bırakılan çocukların ve gençlerin gelecekte nereye varacaklarının çok somut örnekleri gündelik hayatımızda sürekli karşımıza çıkmıyor mu? Televizyonlardan veya sosyal medyadan akıbetlerini izlemiyor muyuz?
Bazı kelimeler neden her zaman aynı anlama gelmiyor da sadece kendi istediğimiz zaman eğip bükebileceğimiz bir kavrama bürünüyor; laiklik gibi mesela? Avrupa’da pekçok okul hala kilisenin denetimi altındayken, rahip ve rahibeler bazı derslere giriyorken, bazı ülkelerde okulların %98’i kiliseye bağlıyken, sabah derslere dualarla başlanırken (dine okullarında yer vermeyen Avrupa Birliğine bağlı tek ülke Fransadır) elden gitmeyen laiklik, bizim okullarımızda İslamlıkla ve Müslümanlıkla ilişkilendirilen uygulamalar yapılınca neden elden gidiyor, onlarda sorun teşkil etmeyen bu tür faaliyetler bizim laiklik anlayışımıza neden ters düşüyor? Bunun bir izahı var mı? Okullardaki Ramazan etkinliklerinden rahatsızlık duymanın nasıl bir altyapısı ve nasıl bir gerekçesi var? Biz İngiltere’den, Almanya’dan Hollanda’dan, İrlanda’dan vs daha mı fazla çağdaşız?
Ortaçağın Avrupa için karanlık olduğunu ama İslam dünyasının en aydınlık dönemi olduğunu ve hatta kendisinden sonra gelecek yüzyıllara ve bilim adamlarına, bilimsel gelişmelere yol gösterecek ve yön verecek kadar önemli bir devir olduğunu niye bilmiyoruz?
Son olarak bir ilahi üzerinden süren tartışmaları için de birkaç şey söylemek istiyorum:
Gençlerimiz için veya çocuklar için sözlerin çok fazla anlam taşıdığını açıkçası düşünmüyorum. Aylarca “hav hav” (şarkı sözü) diye tempo tutanların, bu ilahinin sözlerini de gönülden gelerek söylediğini zannetmiyorum. Huşu içerisinde bir terennüm zaten ilahide de yok, oldukça hareketli bir şekilde söylenmesi, sosyal medyada çokça paylaşılmasına sebep olması günümüz tabiriyle, “trend” oluşturdu. Yani sırf bu yüzden ülke elden gidiyor diye karalar bağlamanın, sürekli bu konuyu gündemde tutmanın, gelecek endişesi taşımanın boşuna zaman kaybı ve beynin gereksiz yorulmasından başka hiçbir anlamının olduğunu düşünmüyorum. Bugün onu söyleyenlerin, yarın tam tersi içerikli başka bir müzik eserini terennüm edecekleri muhakkaktır. O yüzden muhafazakar kesimin de diğer kesimlerin de bu “ilahi”ye o kadar anlam yüklemeleri çok abartılı ve gereksizdir; günümüz teknoloji çağında her şey çok çabuk değişir zira.
Vesselam…

