İçindekiler
Rize’li Deniz Gezmiş
Deniz Gezmiş (28 Şubat 1947, Ankara – 6 Mayıs 1972, Ankara), Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun kurucularından olan Türk Marksist-Leninist öğrenci lideri ve aktivist.
1965’te Türkiye İşçi Partisine üye oldu. 1968’de 6. Filo protestolarına katıldı.
Olaylardan dolayı “öğrenciyi ayaklandırmaya teşvik, tahrip ve yaralama” suçlarından hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve 30 Temmuz 1968’de tutuklandı. Kasım 1968’de yeni ABD Büyükelçisi Robert Komer’i protesto ettiği için tekrar tutuklandı.[5] 26 Aralık 1968’de Oya Sencer’in doktora tezinin kabul edilmemesi üzerine arkadaşlarıyla birlikte rektörlüğü işgal etti, üniversite süresiz kapatıldı, hakkında tutuklama kararı verildi. 15 Mart 1969’da İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat Fakülteleri Okuma Salonu’na sol görüşlü Vedat Demircioğlu’nun ismini vermeleri üzerine sağ görüşlü öğrencilerle aralarında çıkan kavgaya karıştıktan sonra 18 Mart 1969’da tutuklandı. Mayıs 1969’da Üniversite Reform Tasarısı’nı desteklemek için öğrenciler ve akademisyenler tarafından protestolar başladı. İstanbul Üniversitesi’nin işgaline liderlik etti. Bitmeyen olaylardan dolayı üniversite yönetiminin Haziran 1969’da polis nezaretinde sınav yapılması kararından sonra protestolar şiddetlendi. Güvenlik kuvvetlerinin üniversiteye müdahalesi sırasında çıkan çatışmada 14 polis, 100’e yakın öğrenci yaralandı. Hakkında tekrar tutuklama kararı verildi. 1969’da Filistin’de bulunan Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesinin gerilla kampına silahlı eğitim almak ve FDHKC üyeleri ile aynı safta savaşmak için gitti. 20 Aralık 1969’da yakalandı, 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden kanun dışı eylemlere katıldığı için ihraç edildi. Bursa Cezaevi’nden tahliye edildikten sonra askere alınacakken Sivas’a sevki sırasında askerden kaçtı. Silahlı Marksist-Leninist örgüt Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunu kurdu. 29 Aralık 1970’te Yusuf Aslan’ın çaldığı bir otomobille giderken ABD Büyükelçiliği önündeki Kavaklıdere Polis Kulübesi’ni kurşunladı; saldırıda iki Türk polisi ağır yaralandı. 11 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygununu gerçekleştirdi. 4 Mart 1971’de dört Amerikalıyı kaçırdı ve bir bildiri yayımlayarak 400.000 dolar fidye ile “tüm devrimcilerin serbest bırakılmasını” istedi. Güvenlik güçleri 5 Mart’ta kendisini ve Amerikalıları bulmak için THKO’nun “karargâhı” sayılan ODTÜ’yü kuşattı. Öğrencilerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı, 9 saat süren çatışmada biri komando er Mevlüt Meriç olmak üzere 3 kişi öldü, 26 kişi yaralandı. Üniversite süresiz kapatıldı. 9 Mart’ta Amerikalıları serbest bıraktı. 12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından yakalanarak yargılandı ve idama mahkûm edildi. Cezası ertesi yıl Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’la aynı gün infaz edildi.
Deniz Gezmiş’in Yaşamı
Ailesi ve ilk Yılları
Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Baba tarafından kökeni Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Cimil (Başköy) köyündendir. Babası, Ilıca (Aziziye)/Erzurum nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş; annesi, Erzurum’un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş’tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisiydi. Ağabeyi Bora Gezmiş (d. 1944), hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştı. Kardeşi Hamdi Gezmiş (1952-2020) ise mali müşavirdi.
Deniz Gezmiş; ilkokulu Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde, ardından Sivas merkezde o dönem Çifte Minareli Medrese’nin eyvanının yerinde bulunan Selçuk İlkokulunda ve ortaokulu ise yine bu ilde Atatürk Ortaokulunda okumuştur. Pek çok kaynakta yazıldığının aksine Şarkışla’da öğrenim görmemiştir ancak 6 yaşına kadar bu ilçede kaldığına dair bilgiler mevcuttur. Liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde okumuştur. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini döneminin eylemleri içinde buldu.
Deniz Gezmiş’in Siyasi yaşamı
11 Ekim 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk defa 15 Ağustos – 31 Ağustos 1966 tarihleri arasında Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı’na çelenk koymaları sırasında işçilerin desteklenip TÜRK-İŞ yöneticilerinin protesto edildiği gösteri sırasında gözaltına alındı. 6 Temmuz 1966 tarihinde girdiği üniversite sınavında hem fen fakültesini hem de hukuk fakültesini kazandı. Babası, Deniz Gezmiş’in fen fakültesine gitmesini istedi. Gezmiş, babasının isteğini geri çevirmeyerek fen fakültesine gitmeyi kabul etti fakat daha sonra fikir değiştirerek hukuk fakültesine kaydını yaptırdı. 7 Kasım 1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967’de Türkiye Millî Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yediemine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967’de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Âşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968’de “Devrimci Hukukçular Örgütü”nü kurdu. 7 Mart 1968’de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs’a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs’ta 6. Filo’yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti. İşgal Konseyi adına İstanbul Üniversitesi Senatosu ile Baltalimanı’nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı, öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz 1968’de bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül 1968’de serbest bırakıldı.
“Mustafa Kemal Yürüyüşü” posteri
TİP içinde yoğunlaşan, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda “Millî Demokratik Devrim” grubunun görüşlerini benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968’de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Devran Seymen, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan’la birlikte Devrimci Öğrenci Birliğini (DÖB) kurdu. 1 Kasım 1968’de TMGT (Türkiye Millî Gençlik Teşkilatı), AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB’ün başlattığı “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968’de ABD Büyükelçisi Kommer’in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı’nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve 17 Aralık 1968’de serbest bırakıldı.
Oya Sencer’in “Türkiye’de İşçi Sınıfı: Doğuşu ve Yapısı” konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine öğrenciler olayı protesto ettiler. Bu protestonun başında Deniz Gezmiş vardı. 27 Aralık 1968 tarihinde polisler tarafından tutuklanacakken ellerinden kurtuldu ve İzmir’e gitti. Bir hafta sonra tutuklu olan arkadaşı Celal Doğan’ın evindeyken baskın sonucu yakalandı. 22 Şubat 1969’da serbest bırakıldı.
İstanbul Üniversitesinde sağcı güçlerin 16 Mart 1969’da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart’ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan’a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969’da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto gerekçesiyle giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, haziranın sonunda Filistin’de bulunan Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin gerilla kampına silahlı eğitim almak ve FDHKC üyeleri ile aynı safta savaşmak için gitti.[18][19] Filistin’e gitmeden önce 23 Haziran 1969’da TMGT’nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı’na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi.
Eylüle kadar Filistin’de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş, 28 Ağustos 1969’da, 26 Aralık 1968’de üniversiteyi işgal ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesinden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969’da Hukuk Fakültesinde bulunduğunun ihbar edilmesi üzerine fakülteye düzenlenen polis baskınında teslim olan Gezmiş, 25 Kasım’da serbest bırakıldı. Ancak İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde Battal Mehetoğlu’nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş’e ait olduğu iddia edilerek hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarıldı. 20 Aralık 1969’da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Hapisten çıktığında askere alındı. “Kafasındaki devrim planlarını gerçekleştirmek” için askere gitmedi. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Ankara’da THKO’yu kurdu. 29 Aralık 1970’te Yusuf Aslan’ın çaldığı otomobile Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan ile birlikte bindi. Yol üzerinde Kavaklıdere Polis Kulübesi’ni kurşunladı, kulübeye on kurşun geldi, görevli polisler Nuri Selçuk ve Vahap Çınar ağır yarala11 Ocak 1971’de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesinin soygununu gerçekleştirenler arasında yer aldı. Bu olaydan sonra Yusuf Aslan’la beraber “vur emri” ile aranmaya başlandı. Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ın yakalanmasına yardım eden kişilere 15.000 lira ödül verileceği açıklandı.
4 Mart günü arkadaşlarıyla birlikte sabaha karşı Balgat’taki hava üssünde görevli 4 Amerikalıyı kaçırdı. Bir bildiri yayımlayarak 400.000 dolar fidye ve “tüm devrimcilerin serbest bırakılmasını” istedi. Otuz bin polis ve asker Ankara’da her yeri aradı, kentin bütün giriş ve çıkışları tutuldu. Güvenlik güçleri 5 Mart’ta Deniz Gezmiş’i ve Amerikalıları bulmak için THKO’nun “karargâhı” sayılan ODTÜ’yü kuşattı. Öğrencilerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. 9 saat süren çatışmada 1’i komando er Mevlüt Meriç[21] olmak üzere 3 kişi öldü, 26 kişi yaralandı. Üniversite süresiz kapatıldı. Gezmiş ve arkadaşları, 9 Mart’ta Amerikalıları serbest bıraktılar. Amerikalıların kaçırılması, ODTÜ’deki çatışma ve ayrıca bu çatışmada bir askerin hayatını kaybetmesi Türk Silahlı Kuvvetlerinde büyük tepki yarattı.
Deniz Gezmiş’in Yakalanışı ve idamı
12 Mart Muhtırası olduktan üç gün sonra yani 15 Mart 1971’de bir motosiklette Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, diğer motosiklette ise Sinan Cemgil yola çıktılar. Sinan Cemgil daha sonra yol ayrımından Nurhak’a doğru yol aldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile birlikte Malatya’ya gitmek amacıyla yolda ilerlerken, Sivas girişinde çevirme olduğunu haber almaları üzerine yönlerini Şarkışla’ya çevirdiler. Şarkışla’ya yaklaşık 20 km kala bozulan motosikleti iterek ilçeye götürdüler. Şarkışla’da motosikleti kiraladıkları bir jipe yükledikten kısa bir süre sonra bekçinin aldığı bir ihbar sonucu askerlerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan yaralanarak yere düşünce Deniz Gezmiş tek başına kaçmaya devam etti. Kaçabilmek için bir astsubayın evine zorla girerek kapısının önünde duran arabasına kendisi ile birlikte binmesini sağladı. Astsubay’ın karısı kapıyı kapatmaya çalıştığı esnada kapıya ateş ederek kadının elinin yaralanmasına neden oldu. Astsubay Başçavuş İbrahim Fırıncı’yı rehin aldı. Gezmiş, 16 Mart 1971 Salı günü Sivas’ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalandı ve Kayseri’ye getirildi ve Kayseri Valisi Abdullah Asım İğneciler’in karşısına çıkarıldı. Buradan Ankara’ya, dönemin İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun makamına götürüldü.
Mahkemesi, 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binasında Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında, Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.’lu Mahkemesinde başlayıp 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, 16 Temmuz 1971’de başlayan “THKO-1 Davası”nda TCK’nin 146. maddesini ihlal ettikleri gerekçesiyle 9 Ekim 1971’de 146/1 maddesi uyarınca idam cezasına çarptırıldı.
Deniz Gezmiş İçin Mahkeme Kararı
“ Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan,
Mahkememiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını/bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğinizi sabit gördü. Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası ile tecziyenize karar verdi. Hüküm bir hafta içinde kabil-i temyizdir, tutukluluğunuz devam edecektir.„
Verilen karar daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine getirildi. 24 Nisan 1972 Pazartesi günü yapılan Meclis oturumunda CHP lideri İsmet İnönü, “27 Mayıs’tan sonra idama mahkûm edilenlerin idam edilmemeleri için parti olarak var güçleriyle çalıştıklarını, siyasi suçlardan dolayı idam olmamasını, yeni bir kanun çıkarılmasını” önerdi ve şöyle devam etti:
“Suçluların cezaları müebbet hapse çevrilmelidir. Nihayet bunlar genç, tecrübesiz, taşkın insanlardır. Taşkınlıklarının hiçbir netice veremeyeceği kendilerine ve emsallerine öğretilmiştir.”
Konuşmalardan sonra yapılan oylamada Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararı, 48 “ret” oyuna karşılık 273 “kabul” oyu ile Meclis tarafından onaylandı. İsmet İnönü ve Bülent Ecevit “ret”, Süleyman Demirel ve Alparslan Türkeş ise “kabul” oyu kullandılar. Necmettin Erbakan ise oylamaya katılmadı.[30][31] Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da idamları onayladı. İsmet İnönü, CHP adına Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etti. Muhalefet şerhleriyle birlikte karar usul yönünden iptal edildi. İptal kararı üzerine yeniden toplanan meclis oy çokluğuyla idam kararlarını yeniden onayladı.
Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan mezarı
Mahkûmların özür dilemesi istendi. Hiçbiri yaptıklarından dolayı özür dilemedi.[33] Alman Der Spiegel dergisinde konuyla ilgili çıkan yazıda, Deniz Gezmiş’in idam edilmeden önce şunları söylediği yazmaktadır.
“ Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm! „
İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk’e göre ise son sözleri şöyledir:
“ Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler! „
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde gece 1.00-3.00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.[36] İdam yaftaları sonradan müze olan Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ne Anadolu Ajansı muhabiri Burhan Dodanlı tarafından bağışlandı
Deniz Gezmiş’in İdam Yaftaları
“ Ankara 1 nolu Askeri mahkemesinin 9.10.1971 tarih ve 971-13 esas 971-23 karar sayılı hükmü ile T.C.K. 146-1 maddesi uyarınca ölüm cezasına mahkûm edilmiştir. „
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme istekleri yerine getirilmedi.
Deniz Gezmiş, idamından sonra bayraklaşarak “solun devrim mücadelesi”nin çok önemli bir sembolü oldu. Birçok sol örgütün, başka konularda farklı fikirlerde olmalarına rağmen mutabık kaldıkları nadir konulardan birisi de Gezmiş’in “devrim önderliği”dir.
Olaydan 15 yıl sonra Süleyman Demirel, bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için, “Soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri.” yorumunu yaptı.

Deniz Gezmiş’in Son Mektubu
Baba;
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir; seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.
Oğlun Deniz Gezmiş – Merkez Cezaevi



