Aşırı Duyarlılık İleri Derecede Kamuflaj Mıdır?
Eve giren adam; evde tek başına yaşayan eşini ağlar halde gördü ve ağlamasının sebebini sordu.
-Evimizin önündeki ağaca konan kuşlar beni türbansız görebiliyor ve bu durumda Allah’a karşı günah işlemiş olabilirim; onun için ağlıyorum, dedi.
Adam karısının Allah korkusu duyarlılığından çok etkilendi; karısını kucakladı, alnından öptü, kazma kürek hazırladı ve karısını rahatsız eden kuşların konduğu ağacı kökünden söktü.
Adam çalışıyordu; işe gidiş dönüş saatleri belliydi, günlerden bir gün çalıştığı yerde doğan bir arızadan dolayı eve erken geldi, kapıyı açtı ve karısına sürpriz yapmak için sessizce içeri girdi ve hayatının sürpriziyle karşılaştı.
Kuşların onu türbansız görmesinin iffetine halel getireceğini düşünen eşi; aşığının koynunda gününü gün ediyordu.
Adam gördüğü durum karşısında şaşkındı, eşi ve aşığına hissettirmeden ihtiyaç duyabileceği birkaç parça eşyayı aldı, evden çıktı ve önüne çıkan ilk yoldan dönmemek üzere yaşadığı şehri terk etti.
Uzun bir yolculuktan sonra kendisini kalabalık bir halk topluluğu içinde buldu, kalabalıkta herkes şaşkındı ve anlaşılmaz bir uğultu vardı, adam birine yaklaştı ve kalabalığın nedenini sordu.
Kalabalığın nedeni şuydu: Kraliyet hazinesi çalınmış ve fail bulunamamıştı.
Kral; sarayının önüne halkı toplamış ve fail bulununcaya kadar herkesin sarayın önünde kalmasını emretmişti.
Kalabalıkta adamın ilgisini hemen çeken ayak parmakları üzerinde yürüyen biri vardı ve bu ihanet görmüş adam, bu ayak parmakları üzerinde yürüyen adamın kim olduğunu sordu.
Ona; bu adamın kraliyetin din adamı olduğunu, ayağını tam basarsa, istemeyerek karınca ezebileceği için Allah korkusuyla ayak parmakları üzerinde yürüdüğünü söylediler.
Adam:
-Allah’ım, hırsızı buldum! Beni krala götürün! diye çığlık attı; adamı krala götürdüler ve adam krala:
– Hazineyi çalan hırsızın, kraliyetin din adamı olduğuna inanıyorum, o değilse benim başımı kesin, dedi.
Kraliyetin din adamını getirdiler; kısa bir sorgudan sonra, karınca ezmemek için parmakları üzerinde yürüyen din adamı, hazineyi çaldığını itiraf etti.
Ama kralın kafasında bir soru kalmıştı, kral döndü ve hazineyi çalanın din adamı olduğunu söyleyen, daha önce hiç görmediği bu şahsa:
-Din adamının hazineyi çaldığını nereden bildin? diye sordu.
-Ey kral! Sevap kazanmak iddiasıyla davranışlarında Allah korkusunu abartanlar, abartılarını başka suçlarını örtmek için yaparlar, dedi.
Güncel yaşamlarında kameralar önünde Allah korkusu pazarlayıp, perde arkasından hakka ve halka ihaneti yaşayanlara gelsin!
Her şey göründüğünden, görünmek istediğinden ibaret değildir!
Aldanmayı, aldatılmayı zevkli bir alışkanlık haline getirenler, sanal ve hayali değerleri, o değerlerin yalancı mutluluğunu yaşamaya devam edebilirler!…
Bu konuyu dikkatime düşüren Yüksek Öğretmen Hazırlık Sınıfından arkadaşım Uzman Dr. Durak Çetinkaya’ya teşekkür ederim.


Bu yazı gerçekten düşündürücüydü. Eşinin yaşadığı içsel çatışma ve toplumsal normlar üzerine derin bir bakış açısı sunuyor.
Yazının sonunda verilen mesajı çok beğendim. İnsanların sahte değerler peşinde koşması ve gerçeklerle yüzleşmemesi üzerine düşündürücü bir metin.
Yazıdaki olayların gerçek yaşamda nasıl yansıyabileceği konusunda daha fazla örnek verilseydi, çok daha etkili olabilirdi. Yine de önemli bir mesaj var.
Gerçekten etkileyici bir hikaye. Toplumda görünüşe verilen önemin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yazarın ele aldığı konular güncel toplumsal sorunları çok iyi yansıtıyor. Ancak, bu tür aşırı duyarlılıklar bazen insanları yanıltabilir, bu noktayı sorgulamak önemli.