Filistinden gelen bu fotoğraf, bize ne kadar çok şey anlatıyor aslında…
Açıkta yakılan bir ateş, derme çatma bir çadır, sınırlı imkânlar ve sabırla pişen bir yemek…Yatacak yer mi? O da başka bir köşede; çoğu ıslanmış birkaç döşek ve battaniye…
Biz çoğu zaman sıcak evlerimizde, hazır sofralara oturuyoruz. Veya dolu dolaplara bakıp “ yiyecek bir şey yok” diyebiliyor ve çoğu zaman çeşit bolluğundan yapacağımız yemeklere karar veremiyoruz. Her lokmanın, her imkânın bir emanet olduğunu unutabiliyoruz çoğu zaman. Be elimizdekilerden paylaşmayı hakeza…Oysa nimet, alıştıkça küçülen değil; şükrettikçe büyüyen bir lütuftur.
Rabbimiz dilediğine azla imtihan, dilediğine çokla imtihan verir. Asıl zenginlik, elde edilen değil; farkına varılandır. Bugün karnımız doyuyorsa, başımızı sokacak bir yuvamız varsa
bu tesadüf değil ilahi bir ikramdır.
Rabbimiz bizlere şükreden kullar olmayı nasip etsin.
Çok şükür ya Rabbi, elhamdülillah…
Âdiyât Suresi 6, 7 ve 8. ayetler:
6. Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.
7. Ve buna kendisi de şahittir.
8. Ve şüphesiz o, mal sevgisine aşırı derecede düşkündür.


Gerçekten çok anlamlı bir yazı olmuş, elimizdekilerin kıymetini ne çabuk unutuyoruz. Paylaştığınız ayetler üzerine hepimizin derin derin düşünmesi gerekiyor, Allah razı olsun.