İçindekiler
Rizespor’un Unutulmaz Futbolcusu
Rizespor’un unutulmaz futbolcusu İsmail Demirci (Ramanozlu), Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar’ın yardımcılığına getirildi. Bir zamanlar Rizespor’un yıldızıydı. Taraftarın en çok sevdiği futbolcuydu. Futbolcu büyüdükçe mütevazılığı arttı. Rizespor için Teknik Direktörlüğü zaman zaman gündeme gelse de popüler isim tercihi kendi değerimizi gölgede bıraktı. Rizespor’dan zaman zaman kendisine sözler verildi. Ama o sözler hep havada kaldı
İsmail Demirci Kimdir?
27 Kasım 1968 tarihinde Rize’de doğdu. Üçü erkek, dört kızı olmak üzere yedi kişilik bir ailenin dördüncü çocuğudur. Futbola 1983 yılında Çaykurspor alt yapısında başladı. Sırasıyla Çaykurspor’un yıldız, genç ve amatör takımlarında yer aldı. 1988 yılında askerlik görevini yerine getirmek üzere İzmir’e gitti.
İlk Gol Krallığını İzmir’de Yaşadı
Askerliği sırasında yar aldığı İzmir Karagücü Takımıyla çok iyi bir sezon geçirdi. Türkiye Amatör Küme Şampiyonası finallerinde 20 gol atarak gol kralı oldu ve başarılı futboluyla herkesin dikkatini çekti. Özellikle Ege Bölgesi’nde ki birçok takım kendisini transfer edebilmek için Hocası ve komutanı Erol Tok’un kapısını aşındırdılar.
Bir Yıldız Doğuyor
Erol Tok, kendisini o dönem Rizespor’da Teknik Direktörlük görevinde bulunan Cesarettin Alptekin’e gönderdi. Böylelikle; 1989-90 sezonunda İsmail Demirci, profesyonelliğe ilk adımı Rizespor forması altında atmış oldu. İlk sezonda ikinci ligde 23 golle gol kralı oldu. 1990-91 sezonunda rakip takım ağlarına 17 bırakan Demirci, 1991-92 sezonunda hem oynadığı resmi maç sayısı, hem de attığı gol sayısı düşük oldu. O yıl olumsuz bir sezon geçirmesinde a Ayhan Ağabeysinin hastalığı baş etkendi. Ağabeysinin beyin tümörü teşhisinden sonraki süreçte ameliyatları tedavileri derken çok yıprandı ve etkilendi.1992-93 sezonunda yer aldığı altı maçta 5 gol attı. Ve kadro dışı kaldıktan sonra ayrılık süre başladı.
Ön Yargıları Yıktım
1992-93 sezonunun devre arasında başta Galatasaray olmak üzere süper ligden birçok takım kendisini transfer etmek istiyordu. Demirci, tercihini Trabzonspor’dan yana kullanıyordu. Demirci o günleri şöyle anlatıyor: “Tercihimi yanlış yaptığımı daha sonraları anladım ama iş işten geçmişti. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki Trabzon’ a karşı geçmişten gelen çekişmelerden ötürü bende bir ön yargı vardı. Artık yok, orda yaşadıklarımdan sonra artık böyle düşünmüyorum. Lar Çevremdeki insanlara Trabzon, Trabzonlu ve Trabzonspor hakkında laf söyletmiyorum. Trabzonlu arkadaşların Hami, Lemi, K. Hamdi, Kaptan Kemal, Ogün, Söner ve diğerleri hepsi bana inanılmaz kucak açmıştır. Birçoğuyla hala görüşüyorum hepsine tekrardan teşekkür ediyorum”.
Ayağın Kırılsaydı Daha İyiydi
Demirci, sonraki sezon Samsunspor’a transfer oldu. Her şey yolunda ve güzel giderken açılış maçında omzundan çok kötü bir şekilde sakatlandı. Tendonları, bağları hepsi kopmuştu. Doktorlar “kendisine ayağın kırılsaydı daha iyiydi” diyordu. Üç ay boyunca tedavi gördü. Futboldan uzak kaldı. Ligin ortalarında 12. veya 13. haftalarda bir iki kez kadroda yer aldı. Ama oynama şansı bulamadığı için başka takıma gitme kararı aldı. Kiralık olarak Konyaspor’a transfer oldu. Sezonu burada tamamladı. Mukavelesi olduğundan 1994-95 sezonuna Samsunspor’da başladı. Yaşadığı bir diyalog sonrası “artık bu ligde kalıp yedek beklemektense 2. Lige dönüp yine kral olurum” dedi.
Rizespor Sevdadır
Kendisini isteyen takımlar arasında ilk göz ağrısı Rizespor’da vardı. Kararını memleketinin takımından yana kullandı. 1994-95 sezonunu 15 golle bitirdi. Demirci o günleri şöyle anlatıyor: “Verilen sözlerin tutulmaması dışarıdan gelen oyunculara verilen (maddi) imkanlar ben ve Rizeli oyunculara verilmediği için açıkçası hayal kırıklığına uğradım. 1995-96 sezonu için benle konuşmaya çağırdıklarında önce geçen sezondan kalan alacaklarımı istediğimde ona kalem çizmem istendi, bende almak için ısrarcı oldum. Vermezseniz başka takıma giderim dedim ve beni isteyen diğer takımlarla görüşmeleri başladım. Şunu bilinmesini isterim ki maddi ve manevi değer verilseydi asla Rizespor’dan ayrılmazdım. Yeni sezon için Rizespor’ un bana önerdiği parayı daha sonra anlaştığım Diyarbakırspor bana peşinat olarak verdi. Bir de altı günlük çocuğumu geride bırakıp tekrar gurbete çıkmıştım. Bunları söylememin sebebi sezonun sonunda Ankara’da, finallerde Rizespor ile karşılaştık. Maçın normal süresi 2-2 bitti gollerin birini ben, diğerini de yine Rizeli olan Tuncay atmıştı. Maçı penaltılarla oynadığım takım Diyarbakırspor kazandı. Maçtan sonra tribünlerden gelen serzenişler vardı. Yanlarına giderek yaşadıklarımı seyircilere de söyledim ve beni alkışlarla yolladılar. Diyarbakırspor’da o sezonu başarılıyla ve 17 golle tamamladım”.
Rizespor Tarihine Geçti
İsmail Demirci; 1996-97 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a (Başakşehir) transfer oldu. Buradaki ilk sezonunda dolu dolu futbol oynadı. Takımı şampiyonluğu finalde kaybetti. Üç sezonda 37 gol attı. 2000-01 sezonunda Rizespor’a transfer oldu. İsmail Demirci; o günlere ait anekdotlarını şöyle aktarıyor: “Keşke Rizespor’a transfer olmasaydım dediğim zamanlar oldu. Rizespor Tarihine geçmişliğim var, gol krallığım var. Oynadığım her sezon takımın en çok gol atan oyuncusu olmuşum. Bu forma altında milli olmuşum ve iki yıl takım kaptanlığı yapmışım. Teknik Adam sırf getirdiği oyuncuları oynatmak için beni harcamasına göz yuman yönetimimiz beni çok üzmüştü. Bende bunları kaldıramadığım için kiralık olarak Orduspor’a gittim. Burada 11 maçta 9 gol atarak sezonu bitirdim”.
Abi Kaptan
2001-02 sezonunda çok değer verdiği başkanlığını hemşerisi Ali Fevzi Bir’in yaptığı ve o dönemlerde ikinci ligde yer alan Sahrayiceditspor’a transfer oldu. Oynadığım beş resmi maçta 4 gol attı. Devre arasına doğru yaşadığım ağır sakatlıktan dolayı ameliyat oldu ve sezonu kapadı. 2002-03 sezonun da ise o dönemlerde 3. ligde olan ilk lisanslı olduğu Çaykurspor’a döndü. Hem ağabeylik yapacak hem de futbol oynayacaktı. Sakatlığım nüksedince oynayamadı.
Futbolculuk Kariyeri
Çaykur Rizespor (1989-92), Trabzonspor (1992-93), Samsunspor (1993-94), Konyaspor Kiralık (1993-94), Çaykur Rizespor (1994-95), Diyarbakırspor (1995-96), İstanbul BB (1996-99), Çaykur Rizespor (1999-2000), Orduspor Kiralık (2000), Güngören Belediyespor (2000), Üsküdar Anadolu Spor (2000-02) ve Çaykurspor (2002-03). İsmail Demirci, 1 kez Türkiye U-21, 1 kez de Türkiye Olimpik forması olmak üzere toplam 2 kez milli formayı giymiştir. Türkiye Olimpik Millî Futbol Takımı ile 1991 oynanan Akdeniz Oyunları katıldı ve final müsabakasında Yunanistan Olimpik Millî Futbol Takımına yenilerek ikincilik kazanan kadroda bulundu.
Futbolculuğu teknik adamlığı yanında güzel ahlakı ve kişiliği ile takdir ettiğim sevdiğim Rizespor’un gol krallığı yaşamış unutulmaz futbolcularından Ramazonlu İsmail Demirci ağabeyimize hayırlı olsun diyor, başarılar diliyoruz.



İsmail Demirci’nin Rizespor ile olan bağının bu kadar derin ve çalkantılı olması çok ilginç. Hem gol krallıkları yaşayıp hem de defalarca hayal kırıklığına uğramasına rağmen yine de dönüp takımına hizmet etmesi takdire şayan. Gerçekten de “Rizespor Sevdadır” sözünü kanıtlar nitelikte bir kariyer.
İsmail Demirci’nin sadece futbolculuğuyla değil, mütevazı kişiliği ve güzel ahlakıyla da her zaman takdir edilmiş olması harika. Böyle karakterli isimlerin Türk futbolunda ve özellikle Rizespor’da görev alması çok önemli. Yeni görevinde başarılar dilerim abimize.
Ramanozlu İsmail Demirci’nin Rizespor Teknik Direktör Yardımcılığına getirilmesine çok sevindim. Kendisi Rizespor’un gerçek bir efsanesidir ve bu görevi fazlasıyla hak ediyor. Umarım bu kez değeri bilinir ve Rizespor’a teknik adam olarak da büyük katkılar sağlar.
İsmail Demirci’nin Rizespor’a dönüşü güzel ama geçmişte verilen sözlerin tutulmaması ve yönetim tarafından kenara itilmesi hafızalarımızda taze. Umarım bu yeni görevinde ona tam destek verilir ve yine benzer hayal kırıklıkları yaşamaz. Yoksa bu tür hikayelerin sonu genelde iyi bitmiyor.
İsmail Demirci’nin kariyer yolculuğu, Rizespor’a olan sevgisine rağmen yaşadığı hayal kırıklıklarıyla dolu. Özellikle “Ayağın kırılsaydı daha iyiydi” dediği sakatlık ve kulüp yönetiminden gördüğü vefasızlıklar gerçekten üzücü. Böylesine değerli bir futbolcunun daha istikrarlı bir kariyere sahip olmaması yazık.