1. Haberler
  2. Rize Bilgileri
  3. Çamlıhemşin

Çamlıhemşin

Çamlıhemşin geniş bilgi.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Çamlıhemşin
 
Çamlıhemşin Doğu Karadeniz Bölgesinde Rize İlinin İlçe merkezlerinden biri olup, kıyıdan içerde fırtına deresi vadisi 41.8 kuzey enlemi ile 41.01 doğu boylamının kesinleştiği noktada, vadi tabanında denizden yüksekliği 300 metre dolayında bulunmaktadır. Bazı mahallelerde ise bu yükseklik 700 metreyi aşmaktadır. İlçemiz 885 Kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu alanın %80’i ormanla kaplı, dağınık ve tepelik alanlardan ibaret olup, düz alanlar hemen hemen yok gibidir. Çamlıhemşin İlçesi Rize İlinin denize sınırı olmayan ilçelerinden biridir. 
 
Denizden güneye doğru 22 Km. lik karayolu uzunluğunda ve içeridedir. İlçenin güneyi, doğu-batı doğrultusunda kavis çizen ve denize paralel olan, yükseklikleri 2000-4000 metreyi bulan “KAÇKAR DAĞLARI” ile çevrilidir. Bu dağ silsileleri içinde 3932 metre yüksekliğe sahip “KAÇKAR DAĞI” yine yüksekliği 3344 metreye ulaşan “CİMİL DAĞI” ve yükseltileri 2000 metreyi geçen bir çok dağ ve tepeleri mevcuttur. Kaçkar Dağları üzerinde jeomorfolojik olaylar sonucu oluşmuş bir çok irili ufaklı krater gölleri mevcuttur. (Büyük Deniz Gölü, Meterez Gölü, Yıldız Gölü, Dönen Gölü, Serincef Gölü ve Kara Göl bunlardan bazılarıdır.)
 
Arazinin meyilli olması nedeni ile ilçemizdeki akarsular 70 Km.lik bir uzaklıktan 3000 m. Rakımdan 0(Sıfır) rakıma düşmektedir. İlçe merkezinden geçen Fırtına Deresinden dolayı da Fırtına Vadisi olarak anılır. Fırtına Deresi, Kaçkar ve Verçenik Vadilerinden gelen Elevit Deresi ve Palovit Deresinin birleşimi olan büyük dere ile Hala Deresinin (Ayder Deresi) birleşmesinden oluşur. Fırtına Deresi Pazar, Ardeşen sınırından Karadeniz’e dökülür.
 
Pazar, Ardeşen, Çayeli, Hemşin, İspir, İkizdere ve Yusufeli ilçeleri ile sınırları olan Çamlıhemşin’in eski adı ” VİCEALTI ” dır. Cumhuriyetin ilanından önce 1922 yılında karakol merkezi oluşturuldu. 1953 ‘de ise Ardeşen ilçe olunca, Vicealtı “ÇAMLICA” adı ile bu ilçeye bağlandı. 1954’de bucak binası yapıldı. 1955’de belediye kuruldu. 27.06.1957’de yürürlüğe giren 7033 Sayılı Kanun ile Çamlıhemşin adını alarak İlçe haline getirildi. İlçenin kuruluşu 1960’larda tamamlandı.
 
İklimi her mevsim yağışlıdır. Sıcaklık kışın -7 dereceye kadar düşmekte, yazın ise 25 dereceye kadar yükselmektedir. Günlük en yüksek sıcaklık farkı 23,6 derece olmaktadır. Yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 245 Cm3’ü bulmaktadır. Havadaki nem oranı ise %10 ile %97 arasında değişmektedir.
 
Çamlıhemşin Tarihi
 
Dünyaca tanınan Ayder yaylasını ve Kaçkar Dağları Milli parkının önemli bir bölümünü de kapsayan Çamlıhemşin, 1 Nisan 1960 tarihinde Hemşin den ayrılarak ilçe olmuştur. Daha önce adı Çamlıca olan belde, 27 HAZİRAN 1957 tarihinde yürürlüğe giren 7033 sayılı kanınla “eski Trabzon ”da denilen Hemşin den ayrılmıştır.
 
Dolayısıyla Çamlıhemşin’in tarihini Hemşin den ayrı değerlendirmek pek mümkün görülmemektedir. Kafkaslardan, güç kaybeden Türk boyları Çoruh vadisi ile Hemşin ve bugünkü Çamlıhemşin bölgesine göç etmişlerdir. M.Ö. başlayan bu göç; M.S. 5. ve 6.yy da devam etmiş, Malazgirt savaşından sonrada 7000 ile 9000 dolayında yaylacı ve göçer Türk aile ( Kuman – Kıpçak ) bölgeye yerleştirilmiştir.
 
Yöre, 1071 de Malazgirt savaşından sonra Alpaslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Daha sonra 1184’te doğu Karadeniz bölgesinde kurulan Trabzon – Pontus imparatorluğu sınırları içinde kalan Hemşin ’in halkı, arazinin dağlık ve ormanlık olmasının da etkisiyle işgalden etkilenmedi, Göçer-Türk kimlik ve gelenekleri ile yaşamlarını günümüze dek sürdürdüler.
 
Hemşinliler (dolayısıyla Çamlıhemşinlilerde) gurbet dışında zor yaşam koşullarına rağmen yurt edindikleri bu topraklardan kopmadılar, gurbet de olsalar dahi yurtlarından ilgilerini kesmediler.
 
Bazı tarihi kaynaklarda yöre halkından, 1461 öncesi Müslümanları anlamında, Müslüman – i Kadim diye bahsedilir.
 
Çamlıhemşin adını kuruluşundan sonra almıştır. Yukarı Vice (yukarı çamlıca) ve Aşağı Vice (Aşağı Çamlıca) mahalleleri ile bazı köylerin birleşme noktası olan bu yerleşim yeri, “VİCE ALTI” olarak bilinmekteydi.
 
Eski çağlara ait Erzurum – Trabzon ipek yolunun yağmalamaya açık olması ve pek çok kez yağmalanması nedeniyle zor kış şartları dışında, Erzurum – Hevek yaylası – Hisarcık – Çamlıhemşin –Pazar ilçesinin Ardeşen tarafındaki çıkış noktasında bulunan doğal bir limandan ticaret yapıldığından söz edilir. Cumhuriyet dönemine kadar bu bölgeye “ Eski Trabzon” denmesi bu iddiaya temel oluşturmaktadır.
 
Ayrıca antik çağlardan bu yana Kaçkarlar ile sahil arasındaki bağlantının Hala deresi ve Büyük dere aracılığıyla bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yerden geçtiği rahatlıkla iddia edilebilir.
 
Ksenophon, (Antik tarihçi) “ Onbinlerin dönüşü – Anabasis” adlı eserinde olayın kahramanlarının İran dönüşü “ Karadeniz ‘e iniş için bölgeyi kullandıklarını yazmaktadır.
 
Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethinden sonra, doğu sahillerini gezmeye çıkan Yavuz Sultan Selim, fırtına deresinde sürüklenen işlenmiş ağaç kütüklerini görünce “ardı şen “ olmalı der. Bölgeye gönderdiği küçük öncü keşif kuvveti de Yavuz Sultan Selim’i doğrularcasına “hem de şen” demişledir. Çamlıhemşin in adının bu şekilde konduğu rivayetlerden biridir.
 
Çamlıhemşin, Cumhuriyet öncesi çarlık Rusya’sının işgal girişimine maruz kalmışsa da sahilden uzaklığı ve savunma olanağı sağlayan yüksek dağlar nedeniyle işgalciler barınamamış ve yöreyi terk etmişlerdir.
   
Çamlıhemşinlilerde kadim Türklüğe özgü halen gözlenebilen tipik ve belli başlı özellikler şunlardır: Yaylacılık, sağlam aile geleneği, tandır, tulum ve kaval, nevruz kutlama, horon, türkü ve ağıt söyleme, kadınlarda şal ve kuşak bağlama, erkeklerde körüklü şalvar-zıpka, hoşmer adlı yayla göçer yemeği ile aşure ve türevleri (termon, ekşaşi…)
 
Yaylaları
 
Köylerde, arazinin konumunun hayvanlar için yeterli beslenmeye elverişli olmamasından dolayı, hayvanların daha iyi beslenmesi ve onlardan yeterince hayvansal ürünler (süt, yoğurt, kaymak, yağ, peynir, süzme, minci, keş, lor) elde edilmesi amacıyla yaylaya çıkılır. Ama, yörede çay tarımının yaygınlaşması sonucu köylerdeki araziler çay bahçelerine dönüştürülmüş, hayvancılık azalmıştır. Bu yüzden yaylacılık eski önemini yitirmeye başlamış ve gittikçe tatil amaçlı olmaya başlamıştır.
 
Yaylaya çıkış vakti, köylere göre değişse de, genelde Mayıs sonu, haziran başı olur ki buna “yaz göçü”denir. Yaylada kalış süresi yaklaşık üç aydır yani tüm yaz boyu. Herkes yaylaya çıkmadan önce, öncü bir grup (çok az kişiden oluşur) gidip, yayla yolunun açılıp açılmadığını, karın eriyip erimediğini kontrol eder. İnsanlar bu grubun getirdiği habere göre yaylaya çıkış vaktini ayarlarlar. Eskiden yaylalarda korucular olurdu. Bunlar herkesten önce yaylaya çıkar ve orada kalır; yaylacıların orada kalan süt teknesi gibi eşyalarını, odunlarını  ve evlerini korur, karşılığında para alırlardı.
 
Yaylaya çıkış toplu halde olur. Eskiden yürüyerek gidilirdi. Şimdi yaylaların hemen hepsine yol gidiyor, araba yolu bitince birkaç saat yürüyerek diğer yaylalara varılabiliyor. Her köyün yaylaya çıkış için kullandığı ayrı bir yolu vardır.
 
Kalabalık bir halde yaylaya çıkmaya “köç (göç) etmek”denir. Yaylada kalmayacak olup, sadece eşyaların ve hayvanların yaylaya getirilmesine yardım edenlere “köççüler” denir. Köçe gidenler 5-10 gün yaylada kalırlar. Bu sırada eğlenceler düzenlenir, horonlar oynanır. Bir yıl boyunca kar, fırtına altında, üstelik insansız kalmış evlerin gerekli temizliği, tamiratı bitince köççüler köye geri döner.
 
Yaylada evler ahşap veya taştan yapılır. Ahşap evler ormana yakın yaylalarda görülür. Evin alt katı ahır olur. Yazın bile yükseklik sebebiyle soğuk olan yaylalarda evin altındaki ahır, ısınmayı büyük ölçüde kolaylaştırır. Evin üst katı tek ya da iki bölmeli olur. İki bölmelilerde, bir bölüm mutfak ve kiler, diğer bölüm oturma ve yatma yeridir. Tek bölmelilerde hepsi bir aradadır. Taş evler ormandan uzak olan yaylalarda görülür. Belli bir yükseklikten sonra ağaç yetişmediğinden, bu tür evlere genelde yüksek yaylalarda rastlanır. Bazı yaylalarda ise her iki tür yayla evine rastlamak mümkündür. Bunun sebebi, yayla yüksek olsa da yakınlarında orman bulunmasıdır. Yayla evleri genelde birbirine yakın  ve dardır. Ama bu yayla evlerinin kalabalık olmasını engellemiyor.
 
Evlerle ilgili gerekli işler bitip de köççüler köye dönünce, yaylada sadece “yaylacılar” kalır. Bunlar tüm yaz boyunca yaylada kalıp, çalışacak olanlardır. Köyde kalanlar hayli hızlı bir tempoyla çalışıp, kışlık otu hazırlar, bir an önce işlerini bitirmek isterler. Çünkü vartevora yaylaya gideceklerdir. Kimin köççü, kimin yaylacı olacağına aile reisi karar verir. Bir sene vartevora giden sonra ki sene köçe gider.
 
Vartevor, Muzaffer Arıcı’ya göre, Farsça, Oğuzca ve Kürtçe kullanılır ve “Gül bayramı” anlamına gelir. Levon Haçikyan’a göre ise, “vart” Ermenice’de gül demektir ve vartevor (ya da vartavar) Ermenilerin binlerce yıldır kutladıkları ve efsaneye göre tufanla ilgili bir bayramdır. Eskiden beri bu gün, tüm ibadethaneler renk renk çiçekler, güllerle bezenip, donatıldığından vartavar denir. Azat Kaya’ya göre ise vartevor, yaylacıların bir sonraki yıl yaylaya geldiklerinde hayvanlarına yedirmek üzere ot biçtikleri ve bitişinde eğlenceler düzenledikleri dönemdir. Kökeni  ya da kelime anlamı ne olursa olsun bir toplumsal olgu olarak yaylacılık ve vartevor şenlikleri halen vardır ve devam etmektedir. Köyde kalan vartevorcular için, bu eğlenceler “rahat ve istirahat” demektir. Yaylacılarda onları dört gözle bekler, kaymağı saklar, yağı vartevora gelenler yapsın derler. Onlarda yaylacılara hizmet ederler, çünkü yaylacılar yaylada çalışıp yorulmuşlardır. Vartevorcular, Çürük Ayının (Temmuz) 15’inde yaylaya giderler ve ortalama 10-15 gün kalırlar. Bu sırada yaylada eğlenceler düzenlenir. Vanag’da (meydan) ateş yakılır, tulum eşliğinde sabahlara dek horon oynanıp, silah atılır.
 
Bu yayla dedikleri 
Sevdaluk için hastur
Ne zaman duğunumuz
Benum sabrım çok azdır.
 
Vartevorcular köye döndükten 10 gün kadar sonra, köççüler yaylacıların dönüşüne yardım için, yaylaya çıkarlar. Bir sonra ki yıla hazırlık olsun diye ot toplanıp depolanır, odun kesilip saklanır, süt tekneleri ve köye götürülmeyecek diğer eşyalar yerleştirilir. Bütün yıl boyunca orada kalan ve fare(moku)lerin zarar verebileceği şeyler, evin duvarları arasında gerili iplere asılarak korunur. Zaten, yaylada kalınan süre boyunca tüm giysiler ve yiyecek maddeler de bu iplere asılıyor.
 
Yayladan iniş yolculuğuna “güz göçü” denir. Her ne kadar eğlenceler düzenlenip, türküler söylense de güz göçü hüzünlüdür.
 
Yaylaların başına 
Kar yağar ince ince 
Nedense çok ağlaruz 
Yayladan ayrılunce
 
Yayladan ki yürudum 
Hava dumanlı idi 
Bakamadum geriye
Gözlerum yaşli idi.
 
Yaylalardan Bazıları;
 
Amlakit    Yaylası———-salmistal yaylası——–lodoçur    yaylası
palokçur   Yaylası  ——–avusor    yaylası——–büyük      yayla
Çeymaçur Yaylası———yanci       yayla  ——–haçivanag yaylası
Elevit        Yaylası———karmik    yaylası——–davali       yayla
Hazindak  Yaylası———huser       yaylası——–çiçekli      yayla
Kavrun     Yaylası———koçduzu  yaylası——–verçenek  yaylası
Palovit      Yaylası———kaçkar    yaylası
Pokut       Yaylası———sal           yayla
Tirovit      Yaylası———eğrisu      yaylası
 
Eğitim ve Sağlık 
Okuma yazma oranının %97 olduğu ilçemizde eğitime karşı ilgi pek yüksek değildir. Yaşam koşulları, mevsimlik göç, birazda erkek egemen toplumsal yapıdan dolayı özellikle kız çocuklar ilköğretimden sonra okutulmamaktadır.
 
Halen ilçe merkezinde ve köylerimizde toplam 27 ilkokul bulunmaktadır. Bu okullardan 6sı eğitim ve öğretime devam etmekte, 3tanesi ise taşımalı sistemle eğitim ve öğretim vermektedir. Ekonomik ve iklimsel nedenlerle 18 köy ilkokulu halen metruk durumdadır.
 
İlçe merkezsinde ise 1 ilköğretim okulu, 1’i imam-hatip olmak üzere 2 lise, Dikkaya ve Topluca köylerinde ise birer ilköğretim okulu bulunmaktadır.
 
İlçemizdeki okulların ayrıntılı öğrenci ve öğretmen dökümü aşağıdaki gibidir: 
 
OKULUN ADI K.Ö. SAYISI E.Ö.SAYISI TOPLAM Ö. SAYISI ÖĞRETMEN SAYISI
ATATÜRK İLKÖĞRETTİM OKULU 117 138 255 8
ÇAYIRDÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 23 23 46 3
DERECİK İLKÖĞRETİM OKULU 15 20 35 3
DİKKAYA İLKÖĞRETİM OKULU 150 128 278 9
DÜZMAHALLE İLKÖĞRETİM OKULU 39 34 73 5
GÜLLÜ İLKÖĞRETİM OKULU 3 9 12 1
TOPLUCA İLKÖĞRETİM OKULU 119 116 235 9
ÇAMLIHEMŞİN LİSESİ 49 62 111 7
İMAM-HATİP LİSESİ 19 40 59 8
 
 
İlçe merkezimizde bir sağlık ocağı ile 10 yataklı bir sağlık merkezi bulunmaktadır. Sağlık ocağımızda iki doktor, bir hemşire, üç ebe, üç sağlık memuru ve bir çevre sağlık teknisyeni bulunmaktadır. Sağlık merkezimizde ise bir doktor ve birde şoför bulunmaktadır.
 
İlçemizin sağlık ocağı ve sağlık merkezi aynı binada ilçe halkının ve gelen turistlerin sağlık sorunlarına yetmeye çalışmaktadır.
 
İlçemize bağlı köylerde toplam 9 adet sağlık evi ve Dikkaya köyünde de personeli olmayan bir sağlık ocağı bulunmaktadır.
 
Genel olarak ilçemizin sağlık alanında gerek alt yapı gerek personel ve gerekse uzman hekim konusunda ciddi ve acil karşılanması gereken eksiklikleri mevcuttur.
 

EKONOMİK YAPI

Karadeniz sahilleri 10-15 milyona yakın kişinin yaşadığı, toplam alanının %60’ı dağların, %12’sini platoların ve ancak %8’ini ovaların oluşturduğu bir bölgemizdir. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde topografya son derece engebelidir. Böylesi bir doğal yapı sürülebilir nitelikli toprakları sınırlandırmakta bu anlamda da bitkisel üretimde çeşitlenmeyi önlemektedir. 

Bölgedeki en önemli gelir kaynakları; ormancılık, arıcılık ve bir miktar tarımdır. Kıyı kesimlerde madencilik de yapılmaktadır. Ancak, Çamlıhemşin ve yakın çevresinde maden ocağı bulunmamaktadır. Tarıma dayalı birkaç sanayi dışında (un, çay, deniz ürünleri, vb.) Rize ilinin endüstrileşme düzeyi oldukça düşüktür. Buna karşın, doğal güzellikleri nedeniyle Rize ilinin turizm potansiyeli giderek artmakta ve ilin ekonomik altyapısında önemli bir sektör konumuna ulaşmaktadır.

Çamlıhemşin’de halkın geçim kaynağı gurbetçiliktir. Sahip olması gereken 60,000 nüfusun 50.000 i gurbetçi olup gurbette ekonominin her alanında işveren, işçi ve memur olarak çalışmaktadır. 

İlçe halkı, mevsimlik orman işçiliği,  fabrika işçiliği, ilçe merkezinde ise fırın, bakkal, ayakkabıcılık gibi dallarda esnaflık yapmakta, bölgenin turizme açılmasıyla birlikte, turistik lokantalar ve alabalık yetiştiriciliği alanlarında faaliyetler göstermektedir. 

Çay, arazinin sarplığından dolayı aile ziraati olarak yapılmakta, sahildeki kadar getirisi olmadığından cazip gelmemektedir. Hayvancılık, gerekli desteği alamadığından yok olma noktasına gelmiştir. Eskiden olduğu gibi basit tarım ve hayvancılık tekniklerini kullanarak geçimini sağlayacak kimse kalmamıştır. Yoğun bir şekilde göç yaşanmaktadır. Ayrıca, Ayder’deki hareketlilik hayvansal ürünlerin tüketiminde artış getirmiştir. Ancak bu hareketlilik bölge halkı tarafından karşılanamamaktadır.

Artan turizm talebine bağlı olarak el işlemeciliği küçük de olsa bir gelişme göstermiştir.  Yöre kültürünün (yöreye özgü yiyecek, giyecek özellikle yöreye özgü yemeni, çorap, kuşak vs ve tahta işlemeciliği turistlerin ilgisini çekmektedir. Hayvancılık gibi arıcılık da yöre de önemini yitirmeye başlamıştır.  

Tarım

Rize ilinde hüküm süren iklim ve toprak şartları çay tarımı için oldukça elverişlidir. Bu sebeple, ilin en önemli tarımsal üretimi çaydır. Türkiye’de çay yetiştiren çiftçilerin %50’sinin Rize ili sınırlarında bulunduğu göz önüne alındığında çay üretiminin ilin ekonomisindeki yeri kolaylıkla anlaşılabilir. Zirai üretime uygun toprakların oldukça sınırlı olduğu ilde, çay üretiminin artması mısır, kuru fasulye, sebze ve meyve üretimini azalmasına neden olmuştur. Bu azalmaya karşın ilin tarımsal üretiminde, fındık, mandalina ve elma hala büyük önem taşımaktadır. (İlimiz Rize,1986)

1940’lar ve 50’lerden sonra teşviklerle yaygınlaştırılan çay ekimi yörenin temel ekonomik uğraşısı durumundadır.sahil kesiminde hemen tüm yamaçlar çay bahçeleri ile kaplıdır. İlde cumhuriyetten sonra gelişen sanayi dalının ana hammaddesini bu ürün oluşturmuştur. Bu da bölgeye her mevsimde değişen yeşil tonları ile ayrı bir görsel güzellik katmaktadır. 

Kıyıda yukarılara doğru çıkıldıkça çay ekimi arazi yapısının sarplığı nedeniyle gittikçe azalmaktadır ve yükseldikçe çayın kalitesi düşmektedir. Buralarda önemli bir tarımsal üretim söz konusu değildir. Sebze üretimi bile aile gereksinimini karşılamaktan uzaktır. 

Rize ilinin dışarıya sürekli göç vermesi de genellikle bu nedenle bağlanmaktadır. 

Hayvancılık

Bölgede hayvancılık ekonominin temel belirleyicisi durumunda olmasa da vardır. Zaten geçmişten beri sürdürülen yaylacılık geleneğinin başlangıç noktasını hayvancılık uğraşısı oluşturmaktadır. İlin özellikle 2000 m’den daha yüksek rakımlı yaylalarında görülen otlak ve çayırlar hayvan yetiştiriciliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda hayvan otlatmak amacıyla yazın ot biçim zamanı, yakın yörelerden yetiştiriciler yaylalara göç etmektedirler. Çamlıhemşin sınırları içinde sığır yetiştiriciliği önemli hayvancılık faaliyetlerinden biridir. Hayvancılık faaliyetlerinden elde edilen ürünler (süt, yağ ve peynir gibi) öncelikle aile içi tüketimde kullanılmakta, halkın geçimini sağlamamaktadır. Üretim daha çok ailelerin yıllık tüketimi (özellikle kışlık) için yapılmaktadır. Bunlara ek olarak, ilçe merkezindeki mezbahada et ürünleri üretimi yapılmaktadır. 

Balıkçılık

Bölgenin bol sulu ırmakları üzerinde alabalık avcılığı yapılmakta ancak bu balık neslinin de giderek azaldığı belirtilmektedir. Özellikle kırmızı dere alabalığı (halk dilinde uneh) olarak bilinen ve endemik bir tür olarak değerlendirilen salma trutta labrax nesli tükenmekte olan bir türdür. Kimi yörelerde ırmak kenarlarında alabalık üretme tesisleri kurulmuştur ve her geçen gün bunların sayısı çoğalmaktadır. Dere alabalığının neslinin tükenmeye başlamasının sebeplerinden biri de bu alabalık üretim tesisleri olarak gösterilmektedir. 

Arıcılık

Yöredeki iklim ve doğa olanakları arıcılık için elverişli koşullar yarattığından bölgede arıcılık gelişmiştir. Özellikle dağların yüksek kesimlerinde ve yaylalarda endemik ve çok çeşitli bitki türlerin varlığı yöre balının niteliğini yükseltmekte, mevsimsel olarak arılar bu bölgelere taşınmaktadır. 
Dünyaca ünlü Anzer balı Rize ili sınırları içinde Anzer yaylasından çıkmaktadır. Ayrıca Ayder ve kara kovan balı da yörede tercih edilen bir bal türüdür. 

Ormancılık

Ormancılık, bölgede önemli bir gelir kaynağıdır. Ancak, aşırı ağaç kesimi bölgedeki ormanların verimini azaltmıştır. Buna ek olarak, topografik koşullar ve yetersiz ulaşım gibi nedenlerle kesilen ağaçların bir çoğuna ulaşılamamakta ve herhangi bir fayda elde edilememektedir. 

Turizm 

Rize ili son yıllarda doğal güzelliklerini turizm amaçlı olarak kullanmaya başlamış ve bunun sonucu olarak turizm, ilin ekonomisinde önemli bir gelir kaynağı olmaya başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları doğa turizmi için gelen birçok turisti ağırlamaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin yöreye olan ilgisi her geçen gün artmakta ise de bölgenin turizm altyapısı bu talebi sağlıklı olarak karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle, yörede sürekli olarak yeni yatırımlar gündeme gelmektedir. 

Özellikle ulaşımın Çamlıhemşin merkezden sağlandığı Ayder yaylası kaplıcasıyla ve doğal güzellikleri ile artan turizm potansiyeline bağlı olarak turistik yatırımların yoğunlaştığı bir yerleşim yeridir. Buna ek olarak yine Çamlıhemşin merkezden ulaşımın sağlandığı güney yamaçlardaki yaylalar doğal karakterinin korunmuş olması sebebiyle özellikle yaz aylarında turizm faaliyetlerinin yoğun olarak gözlendiği yerlerdir.

DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Kaçkar Dağları Milli Parkı

Çamlıhemşin ilçesinin büyük bir kısmı 31 Ağustos 1994 tarihinde  Kaçkar Dağları Milli Parkı olarak ilan edilmişti. Çalışma alanı Milli Park içinde yer almamasına rağmen turizm açısından önemli bir değere sahip olup, gelişmeleri önemli ölçüde etkilemektedir. Bu ksım da Milli Parkın kaynak değerlerinden ve Milli Park olmasının sebeplerinden bahsedilecektir. 

Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın yer aldığı Kaçkar Dağları, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Dilek, Bulut ve Soğanlı Dağları arasında bulunmakta ve Rize dağlarının önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Kaçkar Zirvesi 3932 m ile Türkiye’nin en yüksek noktalarından birisidir. Kaçkar dağlarındaki ikinci yüksek nokta ise Verçenik zirvesidir (3709 m).

Milli Park, Rize il sınırları içerisinde olup, parkın kuzey sınırı Çamlıhemşin ilçe merkezinden 16 km uzaklıktadır. Milli Park sınırları Şekil….’de gösterilmektedir. Güneyde Fırtına Deresini takip eden Milli Park sınırı, Karagöl buzulunu da içine alıp güneye kıvrılır. Kaçkar Dağları’nın güney sırları, milli parkın da güney sınırlarını oluşturmaktadır. Palovit Deresi ve Ayder Platosu parkın kuzey sınırları çizerken, Olgunlar köyü parkın doğu sınırını oluşturmaktadır. Bu sınırlar ile Kaçkar Dağları Milli Park’ı toplam olarak 51550 ha’lık bir alanı kaplamaktadır.

Milli Parkın Kaynak Değerleri

Milli Park Kanunu’na (11 Ağustos 1983 tarih ve 18132 sayılı Resmi Gazete) göre: “Milli park, bilimsel ve estetik bakımdan, milli ve milletler arası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını da ifade etmektedir.

T.C.  Orman Bakanlığı’nın deklerasyonuna göre, bu bölgenin milli park olarak ilan edilmesinin başlıca sebebi, Kaçkar Dağları’nda bulunan buzullardır. Kaçkar dağlarında buzullardan başka, birçok buzul gölleri ve buzul vadileri bulunmaktadır. (Türkiye buzul alanlar yönünden zengin değildir. Buzullar sadece Ağrı ve Kaçkar Dağları ile Hakkari ilindeki dağlık bir bölgede bulunmaktadır.)

Kaçkar Dağlarının batısındaki Fırtına Deresi ve doğusundaki Hemşin Deresi zengin bir flora ile kaplıdır. Bu bitki örtüsü karstik flora özelliğinde olup gerek alt flora gerekse üst flora endemik türleri içermektedir. Türkiye’de Rhodendron’ların 3000 m ye ulaştığı tek yer burasıdır.

Ülkemizde Pleistosan’e ait buzul izleriyle beraber aktüel buzlaşmanın birlikte görüldüğü ender yerlerden birisi olan Kaçkar Dağlarında, birçok buzullarla birlikte; buzul gölleri, buzul vadileri, sirkler ve mazeler bulunmaktadır.  Genel olarak granit ve granitik kayaçlardan meydana gelen jeolojik yapı üzerinde Alp Orojenezi’nin derin etkileri görülmektedir. Fauna açısından da zengin olan Kaçkar Dağlarından kurt, ayı, domuz, tilki, yaban keçisi, geyik sansar, çakal, yaban tavuğu vb. bulunmaktadır. 

Kaçkar Dağlarından yükseltinin kısa mesafede artması yaylacılık etkinliklerine bağlı bir takım yayla yerleşim alanlarının ortaya çıkmasına yol açmış, böylece Kaçkar Dağlarında ayrıca yayla yaşam kültürü ve sosyal yaşantısı artı bir değer olarak ön plana çıkmıştır. 

Gelişme Planı 

1994 yılında ilan edilen Kaçkar Dağları Milli Parkı için henüz bir master plan hazırlanmamıştır. Yapılan ön araştırmalara göre, zengin doğal kaynaklarından dolayı park içerisindeki en önemli gelişme dağ turizmi olacaktır. Parkta birçok yayla olması nedeniyle bölgenin yaz kampçılığı açısından bir merkez olması planlanmaktadır. Şekil ….’de gösterilen ön planlama çalışmalarına parkta kamp alanları, günlük ziyaret yerleri, dağcılık ve yayla turizmi alanları bulunacaktır. Bu tip düzenlemeler ile, çok sayıda turist, dağcı ve akademisyenin önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bölgeyi ziyaret etmeleri beklenmektedir. Batıdan Fırtına Deresi ve doğudan Kaçkar deresi ile çevrilmiş olan parkta, flora ve fauna açısından zengin bitki türlerini bünyesinde barındıran birçok vadi bulunmaktadır. 

Koruma Altındaki Diğer Alanlar

Kaçkar Dağları Milli Parkı’na ek olarak Ayder’deki ormaniçi dinlenme tesisi ve Çamlıhemşin ilçesinde bulunan Şenyuva yakınlarındaki ormaniçi su ürünleri üretme tesisleri de T.C. Orman Bakanlığı tarafından koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Ayder’deki 5 ha’lık bir alanı kaplayan ve C grubu dinlenme alanına dahil tesis de 1974 yılında koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Ancak şu anda tüm Ayder bölgesi Kaçkar Dağları Milli Parkı sınırları dahilindedir. 

KORUNMASI GEREKLİ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI

Zil Kale  

Bölgenin en dikkate değer eserlerinden birisidir. İlçe merkezinin 15 km. güneyinde, Fırtına Deresi’nin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur. Kalenin üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre dere yatağından yaklaşık 100 metre yüksekliktedir. 

Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Kale doğal bir kaya kütlesi üzerine kurulmuştur. Dış kalenin kapısına kuzeybatı yönündeki patika bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söğe taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır. Buradan ikinci bir kapı yardımıyla kale içerisine girilir. 

Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar muhafız binası, şapel ve başkuledir. Kulenin dört katlı olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu (vadi, manzara) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktır. Kulenin üstünün dendanlı bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvaları belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu. 

Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur, 14-15 yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Bölgenin ilk çağları gibi orta çağ tarihi de karanlıktır. Hemşin yöresinin İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu zamanlarında tam olarak mı kısmen mi fethedildiğini bilmiyoruz. Varoş Kale, Zil Kale, Cihar Kale ve Pazar Kız Kaleleri hem yörenin, hem de Bayburt’a ulaşan önemli bir ortaçağ kervan yolu üzerinde güvenliği sağlıyorlardı. 

Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya devam etmiştir. Kalede bulunan iki el topu Trabzon Müzesindedir. 

Kale-i Balâ (Yukarı Kale) 

Çamlıhemşin İlçesi’ne 40 km. uzaklıkta Hisarcık Köyü sınırları içerisinde Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale’dir. 

Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğu, güney ve kısmen kuzey sarp kayalıktır. Batı tarafı eğimli bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzeybatıdadır. 

Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile ilişkisi açıktır. Zil Kale ile aynı tarihlerde yapılmış olmalıdır (14-15. yüzyıl) 

Şenköy Camii 

Son derece meyilli bir arazide yapılmıştır. İki katlı bir camidir. Zemin kat taş duvarlı, esas kat bütünüyle ahşaptır. Geniş saçaklı olan caminin dört omuzlu kiremit kaplı bir çatısı vardır. 

Bölgenin geleneksel ahşap camilerinden birisidir. Ahşap süsleme sadece mahfil korkuluğunda ve minberde görülür. Nakış ve kalem işi süslemeler sadedir. Cami M. 1900 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır. 

Şenyuva Köprüsü 

Eski adıyla Cinciva Köprüsü bölgenin yaygın taş köprülerinden birisidir. Tek bir kemerle Fırtına Deresi geçilmiştir. Ayrıca korkuluk duvarı tamir edilerek üzerine demir bir kısım ilave edilmiştir. Köyün yaşlıları H. IIII/M. 1699 tarihli bir kitabesinin 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu kaydederler. Eğer bu doğru ise, yapı bölgenin en eski köprülerinden birisidir. 

Köprüköy Köprüsü

Fırtına deresi üzerinde kurulu taş köprülerden birisidir. Köprünün batı ayağına küçük bir tabliye kemeri ilâve edilmiştir. Tabliyesi iki yandan dik olan köprünün korkuluk duvarları kısmen yıkılmıştır. Köprünün 19. yüzyıl sonlarında Türk ustalar tarafından yapıldığı bilinmektedir. 

Konaklar 

Çamlıhemşin’in dik yapısı ve arazi mülkiyetine bağlı olarak dağınık bir yerleşim sistemi görülür. Evlerin konumlanması daha çok araziye hakim olan üst kısımda olmuştur. Böylelikle mal sahibi arazisini daha rahat gözleme olanağına sahip olur. 

Büyük taş konaklar, daha çok Rusya’ya gurbete gidip para kazanan yöre halkının ürünüdür. Rusya’da pastacılıkla önemli bir gelir elde eden yöre halkı memleketiyle bağlarını koparmamış aksine daha çok bağlanmıştır. Bu konakları yapabilmek için Rusya’dan malzeme getirmekten hiç çekinmemiş, olanaklarını her şekilde değerlendirmiştir. Ancak Rusya devrimi ile geri dönmek zorunda kalan ev sahipleri konaklarını tamamlayamamıştır. Zamanla da maddi olanakları yeterli olmamış, evler çürümeye, yıkılmaya terk edilmiştir. Bunun en önemli sebeplerinden biri de Çamlıhemşin’de geçinemeyen yöre halkının kentlere göç etmesidir. 

Genellikle konak türünden yapılan evler taş malzeme işlenerek yapılmış olup 3 katlı ve üst kısımları ahşap işlemedir. Bazı konaklarda alt katlarda taş işlemeler kullanılmış olup, üst katlarda kimi konaklar dolma taş tekniğiyle ahşap arasına taş doldurmak suretiyle yapılmıştır. Bazı evler ise ahır bölmesi taştan yapılarak üst katlar ahşap malzeme ile boğaz geçme tekniği tatbik edilmek suretiyle imal edilmiştir. 

Konakların mutfak bölümünde ateşin yakılabileceği yontma taşlarla işlenmiş kemer bağlantılar dumanın dışarıya atılmasını sağlayan baca teknikleri ev halkının oturması yemek yemesi için avlu, evin yiyecek ihtiyacının depolandığı maran adı verilen ambar, misafir ağırlamak için düzenlenmiş baş oda bu odalarda banyo ve tuvalet bulunmaktadır. 

Yatak odalarının kapılarının açıldığı hayat bölümü genellikle kış aylarında ısıtma yapılarak ev halkının oturduğu bölüm olup penceresi güneye bakmaktadır. Hayat günümüzde salonun görevini üstlenmektedir. Genellikle hayatlara kapısı açılan  4 yatak odası bulunmakta olup 3 katlı evlerin üst katları da yatak odası olarak kullanılır. Çatılar ise kiremit kaplamadır. Eskiden çam ağacından yapılan harduma örtü malzemesi olarak kullanılırdı. 

Ahşap yapı tekniğinde uygulanan sistemlerde kapı ve menteşenin dışında hiç çivi kullanılmadan ahşap ev ustaları tarafından oyma sanatının en ince teknikleri, kapı, pencere ve köşe bağlantılarında titiz bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Ayrıca evlerin tavanlarında ve gömme dolaplarda ahşap süslemeler, özellikle oturma odaları ya da misafir odalarında ve şömine başlarında çiçek işlemeleri görülmektedir. Bütün bunlar evin inşasına önem veren ustanın estetik kaygılara da önem verdiğini göstermektedir. 

Yukarı Çamlıca mahallesinde;
Kavak mahallesinde; 
Sırt mahallesinde; 
Serenderler

Evin yanında hemen göze çarpan yapı serenderlerdir. Bunlar nerede ise Karadeniz evinin simgesi olmuştur. Halk arasında “nayla” da denen serenderler, yiyeceklerin (özellikle mısır, patates, yağ, peynir vb.) doğal şartlardan ve hayvanlardan özellikle farelerden  etkilenmeden korunmasını sağlayan ve direkler üzerine yapılmış, kolay yerleştirilip çekilen bir merdiveni olan ahşap yapılardır. Direkler üzerindeki tekerlek biçimli yapı elemanı, farelerin serendere tırmanmasını önlemek için yapılmıştır. Yapım aşamasında evlere gösterilen özen serenderlere de gösterilmiştir. 

Geleneksel tarzda yapılan hemen hemen tüm yapıların yanında bu yapı biçimiyle karşılaşılmıştır. 2000 yılı bina yapım sonuçlarına göre Konaklar mahallesinde 28 tane, Aşağı Çamlıca mahallesinde 25 tane, Yukarı Çamlıca mahallesinde 25 tane, Kavak mahallesinde 25 tane ve Sırt mahallesinde 11 tane serender olduğu tespit edilmiştir. 

Aşağı Çamlıca Köyü Camii 

Taş duvarlı iki katlı, kırma çatılı bir yapıdır. Zemin kat medrese olarak yapılmıştır. Medrese katına kuzeydoğu köşesindeki kapı ile girilir. Bu kısım epeyce elden geçmiştir. Sadece batı duvarında bir ocak kalmıştır. Harimin ahşap döşemesi son yıllarda betonarme olarak değiştirilmiştir. 

Caminin minberi çok iyi bir ahşap işçiliği gösterir. Sahte kemerli niş kompozisyonları üzerinde bir daireden çıkan S ve C kıvrımları yan yüzleri kaplar. Dilimli kemerlerle taçlandırılan nişler ve üçgen aynalık, sadeleştirilmiş bir barok üslubu yansıtır. 

Mezarlıklar, 

Aşağı Çamlıca mahallesinde, Yukarı Çamlıca mahallesinde 
Köprüler; 
Fırtına deresi boyunca Köprü köyden itibaren muhtelif büyüklükte 10 adet Kemer Köprü bulunmakta, yapım tarihleri tam tespit edilememekle beraber 150 senelik tarihi yansıttıkları bölgede meydana gelen fırtınalara meydan okurcasına ayakta kalmayı başarmışlardır. Yontma taş tekniğiyle yapılan bu köprülerin mimarı yönden taş tekniğinde ayrı bir yeri vardır. 

Okul;
Konaklar mahallesindeki okul 1938 yılında yapılmıştır. 

Çeşmeler; 
Aşağı Çamlıca mahallesinde 1 tane, Yukarı Çamlıca mahallesinde 1 tane çeşme olduğu arazi çalışmalarında tespit edilmiştir. 

Değirmenler; 
Konaklar mahallesinde Kemer Köprü yanında 2 tane, Merkez mahallesinde İlkokul karşısında 2 tane, Kavak mahallesinde 1 tane değirmen bulunmaktadır.

Turizm

AYDER TURİZM MERKEZİ

Ayder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. Yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerdin elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkar’lara dayamış, çamörtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında Turizm Merkezi ilan edilen Ayder’de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmaktadır. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıkta yerden fışkıran şifalı sulardan yararlanmaktadır. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına  iyi gelmektedir.

1871 tarihli Trabzon Vilayeti salnamesinin 174. sayfasında “ Hemşin nahiyesinde hala deresi civarında Ayder nam mahalde gayet sıcak bir kaplıca olup yel illetine devası meşhur olup lezzeti hiçbir maden suyuna benzemez” ibaresi geçmektedir. 

Bölge insanı tarafından senelerdir bilinen bu doğa harikası belde, gelen hizmetlerle daha çok insanın yararlanabileceği tesisleri de beraberinde getirmeye başlamıştır. Ayrı ayrı 50 kişinin girebileceği havuzlar, dinlenme salonları yataklı, özel kabinler, duş kabinleri, basınçlı su bölümü fizik tedavi bölümü ve doktoru bulunan modern tesis Ayder’de insanların hizmetindedir.

Ayder’de 700 kişiyi barındıracak şekilde yatak kapasitesi mevcut olup, yayla evleri tipinde konaklama tesisleri ve alt yapı tesislerinin çalışmaları plan dahilinde olup, bu sorunun çözümü için gerekli girişimler yapılmaktadır. Turizm Bakanlığınca Teşvikli Turizm Bölgesi durumundaki Ayder’in günümüze kadarki uygulanan imar ve inşaat yönü turistik bir bölgenin sahip olacağı görünümde değildir. Ayder’de yöresel mimari özellik yansıtmayan beton yığınlarının ortadan kaldırılarak sahip olunan güzelliğe layık bir şekle getirilmelidir.

Ayder’de var olan turizm potansiyeli yolun asfaltlanarak hizmete girmesiyle kat kat artmıştır. Bu artış Ayder’de tüketimi de beraberinde getirmektedir. Dünyanın en güzel suyuna sahip olan Ayder’de pet şişelerde su satıldığı ve bu şekilde de doğanın kirletildiği düşünülürse Ayder’de yapılacak yatırımların çeşitliliği ve aciliyeti konusunda yatırımcılara yeterli mesaj verilmiş olur.

Ayderdeki sifalı suyun grubu; madeni az ılıca ve içmeler grubuna girer. Şifalı suyun bileşimi sodyum sülfatlı, holgimetalik ve radyoaktivitelidir.                                                      

KAVRON TURİZM MERKEZİ:

Çamlıhemşin ilçesindedir. Kaçkar dağlarının eteklerinde yer almaktadır. Kaçkar dağlarına tırmanmak isteyen dağcılar için mola noktasıdır. Ayrıca dağı aşarak Yusufeli’ne gitmek isteyenlerin de kullandığı önemli bir turizm merkezidir.

COĞRAFİ YAPISI VE KONUMU

Arazinin meyilli olması nedeni ile ilçemizdeki akarsular 70 Km.lik bir uzaklıktan 3000 m. Rakımdan 0(Sıfır) rakıma düşmektedir. İlçe merkezinden geçen Fırtına Deresinden dolayı da Fırtına Vadisi olarak anılır. Fırtına Deresi, Kaçkar ve Verçenik Vadilerinden gelen Elevit Deresi ve Palovit Deresinin birleşimi olan büyük dere ile Hala Deresinin (Ayder Deresi) birleşmesinden oluşur. Fırtına Deresi Pazar, Ardeşen sınırından Karadeniz’e dökülür.

Pazar, Ardeşen, Çayeli, Hemşin, İspir, İkizdere ve Yusufeli ilçeleri ile sınırları olan Çamlıhemşin’in eski adı ” VİCEALTI ” dır. Cumhuriyetin ilanından önce 1922 yılında karakol merkezi oluşturuldu. 1953 ‘de ise Ardeşen ilçe olunca, Vicealtı “ÇAMLICA” adı ile bu ilçeye bağlandı. 1954’de bucak binası yapıldı. 1955’de belediye kuruldu. 27.06.1957’de yürürlüğe giren 7033 Sayılı Kanun ile Çamlıhemşin adını alarak İlçe haline getirildi. İlçenin kuruluşu 1960’larda tamamlandı.

İklimi her mevsim yağışlıdır. Sıcaklık kışın -7 dereceye kadar düşmekte, yazın ise 25 dereceye kadar yükselmektedir. Günlük en yüksek sıcaklık farkı 23,6 derece olmaktadır. Yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 245 Cm3’ü bulmaktadır. Havadaki nem oranı ise %10 ile %97 arasında değişmektedir.

Türkü ve Destanlar

KALELİ NOKTA HALA DESTANI

Nokta hala Kale köyünden Haşiloğlu Cevahir’in kızı, aynı köyden Hacınumanoğlu İsmail’in karısıydı. Nokta hala, üç kızı, bir de oğlu dünyaya geldikten sonra, çok genç yaşında dul kaldı. (kendisinin anlattığına göre 20 yaşında) Nokta hala genç yaşta dul kaldı ama- her Hemşin’li kadın gibi- o da evlenmeyi aklının yanından bile geçirmedi. Kadererazı oldu. Oğlu Ahmet’i için bütün şefkat ve fedakarlık duygularını seferber etti. Engin bir tevekkül ve sarsılmaz bir cesaretle güçlükleri göğüsledi. Yoksullukları sabır ve kanaat hazinesimde eritti. Nokta halanın umudu vardı. Ahmet’i büyüyecek, Kırım2a gidecekti. (Hemşin’de yaşlıların dilinde, gurbetin adı Kırım’dır. Çünkü, eskiden Hemşin’in erkeği genellikle Batum’a ve Kırım’ın muhtelif şehirlerine giderdi.)

Yıllar çabuk geçti, Nokta Hala’nın Ahmet’i büyüdü. Köyde herkesin sevdiği, takdir ettiği, onurlu ve ciddi bir delikanlı oldu. O da- her Hemşin’li erkek gibi- genç yaşında ailesinin geçimini, sorumluluğunu kalbinde, taze omuzlarında duyarak gurbete çıktı. Kırım’ın Kirova şehrindeki Halalı hemşehrisinin yanında çalışıyordu. Ahmet’in gurbet hayatı dört yıl sürdü. Nokta hala da Ahmet’inin özlemiyle, umuduyla yaşıyordu. Kardeşlerini ve eşini çok genç kaybetmiş olan Nokta Hala, Ahmet’inin sevgisine, umuduna kalmıştı.

 Fakat kara bahtlı Nokta Hala’nın yüzü gülmeyecekti. Onuruna çok düşkün olan Ahmet, patronu ile kavga etmiş, kısa süreli de olsa hapiste kalmıştı. Veremin amansız pençesine yakalanan Ahmet’in, üzüntüden bu hale düştüğü sanılmakta, özellikle Nokta Hala bu olaya takılmaktadır.

 Memlekete hasta dönen Ahmet, bu korkunç illetten kurtulamayarak öldü. Evlenme çağında dul kalan Nokta Hala kardeşlerinden, eşinden sonra tek evladının acısını da bütün şiddetiyle tattı.

 Evlat acısının verdiği duygularla şair Nokta Hala’nın Ahmet’i için söyledikleri bütün çevre halkınca “Nokta Hala’nın Destanı” adıyla bilinir. Bu destanda bazen isyan bazan tevekkül, bazan tabiat, bazan cemiyet, bazan felek, bazan mazi, bazan hal, bazan istikbal, fakat her zaman Ahmet vardı.

 Ahmet’in öldükten sonra bazı suları içmeyen, bir kısım meyvaları yemeyen Nokta Hala, öldüğü vakit tahminen 75 yaş civarındaydı. “iki kat” denecek şekilde beli büküktü. Ahmet’i için söylediklerinde kendi hayatı ve hayat felsefesi de saklıdır.

 Kalemsiz, kağıtsız ve aralıksız söylenen “destan” Nokta Hala’nın akrabaları tarafından derlenerek kaleme alınmıştır.

İlişkili Yazı - Nokta Hala’nın Destanı
Nokta Hala’nın Destanı
Haberi görüntüle

53R-Rize Haber ve Havadis Sitesi

Çamlıhemşin
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Rize Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
Rize Haber - 53R AI ile Haber Hakkında Sohbet